reklamı kapat

POPÜLER

PewDiePie’ın ana akım medya karşısındaki savaşı [Analiz]

Son üç gündür internet dev bir kazana dönmüş durumda. Isındıkça ısınıyor, kaynadıkça kaynıyor. Wall Street Journal (WSJ) gibi saygın bir kurumun 14 Şubat’ta YouTube’un ve internetin en büyük isimlerinden PewDiePie ile ilgili yaptığı çarpıtmalarla dolu haberinden sonra tartışmamız gereken bazı şeyler var. Okuyucular için küçük bir uyarı geçelim; bu yazı haddinden uzun ama bir o kadar da kapsamlı olacak.

Olayları tam olarak anlamak ve WSJ ile iyice alevlenen klasik medya lincini tam olarak okuyabilmek için hikayenin en başına gidelim. Felix Arvid Ulf Kjellberg namı diğer PewDiePie, 53 milyonun üstünde abone sayısı ile YouTube’un halihazırda bir numaralı ismi. PewDiePie’a en yakın YouTuber 31 milyon takipçisiyle İspanyolca kanal HolaSoyGerman. PewDiePie doğal olarak böylesine bir üstünlükle basının hep odağında oldu. Ancak bu ilginin pozitif olduğunu söylemek zor. 2010 yılında YouTube macerasına başlayan PewDiePie, kanalı büyüdüğünde klasik medyadaki ilk yansımasında “Mütemadiyen saçmalayan bir palyaço” olarak tanıtıldı. Variety‘nin bu 2013 tarihli haberi klasik medya ile fazlasıyla haşır neşir olan “eskilerin” yeni medya araçları ile sesini yükseltip, klasik medyanın erişemediği kadar çok dinleyiciye erişen internet yıldızlarını alt etme çabasıydı. Günah keçisi ise tabii ki YouTube’un en büyük ismi PewDiePie oldu.

PewDiePie bu haberin üstüne izlenmeye ve büyümeye devam etti. YouTube topluluğu da öyle. İçeriği iyidir, kötüdür uzun uzun tartışılır. Öyle ki PewDiePie’ın kendisi dahi geçmiş içeriklerinin kalitesinden memnun değil. Ancak YouTube da tam olarak böyle bir ortam zaten. Zamanla amatörlerin kendilerini geliştirdikleri, deneyim kazandıkları, sıradan internet kullanıcılarının kendi başına büyüyüp bir şirkete dönüştüğü bir alan. Profesyoneller de elbette var ancak buradaki öznemiz amatör olarak başlayıp şu an büyük bir isme dönüşmüş olan PewDiePie. Haliyle PewDiePie’ın çığ gibi büyüyen etki alanı genişledikçe medyanın ikinci saldırısı başladı: Para.

Google’da basit bir aramayla hemen her yıl bu konuda onlarca haber yazıldığını görebilirsiniz. Ana akım medyanın altın sorusu adeta: “PewDiePie ne kadar kazanıyor?Independent, Forbes, Guardian, Variety, Time… Siz söyleyin. Her yıl YouTube yıldızlarının kazançları açıklanırken başlıkta mutlaka bir PewDiePie geçiyor. Neden? Çünkü PewDiePie etki alanı en büyük YouTube yıldızı ve başlıkta bu ismi geçirmek söz konusu mecralara tık kazandırıyor. PewDiePie zaman zaman gerek YouTube, gerek Twitter üzerinden pasif-agresif cevaplar verse de durum iyileşmedi. Öyle ki bir süre sonra yapılan haberler giderek çarpıtılmaya başlandı.


Bir örnek vermek gerekirse geçtiğimiz yıl ağustos ayında PewDiePie, Twitter’ından onaylanmış bir hesap olduğunu gösteren mavi tiki kaldırmasıyla bir anda olay oldu. Ancak olayın çıkış noktası bir parodi haber hesabıydı. PewDiePie’ın terör örgütüne katılma şüphesiyle hesabının onayı kaybettiğini söylüyordu. Bunun üzerinde bir şaka yapan PewDiePie bir başka YouTuber olan JackSepticeye’ı da işin içine katarak beraber bahsedilen örgüte katıldıklarına dair bir tweet attı. (Bu arada WSJ için bir not düşelim, bu tweet’e cevap olarak JackSepticeye Nazi’lere katılmaları yönünde bir şaka yapmıştı. Belki onu da araştırmak isteyebilirler.) Sonra ana akım medyadaki haberler ise PewDiePie’ın hesabının bu şaka yüzünden onayını kaybetmesi üzerineydi. Görüldüğü gibi hikayenin tamamını araştırmaya hiçbir gazetecinin zamanı olmamış.

Tüm bunları anlatmamızın sebebi elbette PewDiePie ve ana akım medyanın zaman içinde ilişkilerinin giderek kötüleşmesi. Ana akım medyanın işini layığıyla yapamamasının yanı sıra bilindik ve güvenilir kuruluşların nasıl bir anda yellow journalism denen asparagas habercilik yapmaya başlamasına giriş yaptık. Şimdi gelelim WSJ’ın etikten uzak, tamamen cımbızlanarak hazırladığı habere. Esasen bunu haber olarak adlandırmak zor zira WSJ direkt olarak savaş açtı.

NEFRET SÖYLEMİ VE ASPARAGAS HABERCİLİK

PewDiePie’ın sarkastik tarzı ve espri anlayışı kesinlikle herkese uygun değil. Ancak pek çok komedyenin de öyle. Sınırları zorlamayı pek bir seven PewDiePie olayları olabildiğince alaycı ve iğneleyici bir şekilde ele almaya bayılıyor. Ancak onu tek bir videoyu izleyerek anlamak bir mümkün değil. PewDiePie bir internet karakteri. Bu noktada onu izlerken tek bir videodan ya da herhangi bir videosundan 2 dakikalık bir kesitle söylemek istediğini anlamak zor. Bir süredir eleştirdiği konuları Nazi Almanyası üzerinden ele alan PewDiePie’ın pek çok Nazi göndermesi mevcut. Ancak bu tarz espriler onun bir Nazi savunucusu olduğu anlamına gelmiyor. Hatta aksine, PewDiePie mevcut düzende olan bazı konuları Nazi Almanyası üzerinden eleştiriyor. Örneğin YouTube Heroes programı.

Ancak bazı Neo-Nazi sitelerinin PewDiePie’ın onları desteklediğini düşünmesiyle sitelerinde bazı değişiklikler yapması sonucu PewDiePie’ın bilgisi dahilinde olmayan bir Nazi etkisi gelişiyor. Yakın zamanda yaptığı Fiverr videosuyla internette insanların 5 dolara hiçbir ahlaki sorgulama filtresinden geçirmeden her şeyi yapabileceğini ve bir kontrol mekanizmasının olmadığını anlatmaya çalışan PewDiePie birden fazla kullanıcıdan absürt isteklerde bulunuyor. Bunlardan biri de dans ederek pankart açan iki Hindistanlı adama yazdırdığı “Death to all Jews” (Tüm Yahudilere ölüm) pankartı. Ancak PewDiePie’ın isteği sadece bu değil. Pankartı açtıktan sonra bu adamlardan “Subscribe to KeemStar” (KeemStar’a abone olun) demelerini istiyor. Adamlar da herhangi bir ahlaki filtreden geçirmeden bunu yapıyor. PewDiePie’ın KeemStar’ı Yahudi düşmanıymış gibi gösterdiği video bir anda içeriğinden sapıyor ve “PewDiePie tüm Yahudiler ölsün dedi” gibi saçma sapan bir anlama çıkan içerikle servis ediliyor.

PewDiePie’ın 12 Şubat’ta yayınladığı Tumblr gönderisi.

Bu noktada PewDiePie Neo-Nazi sitelerinin kendine destek verdiğini öğrenince 12 Şubat‘ta kendi Tumblr hesabı üzerinden bir açıklama yapıyor ve hiçbir şekilde bu tarz bir desteğinin olmadığını açıklıyor. Burada 12 Şubat tarihi oldukça önemli. Bu açıklama tabii pek ilgi görmüyor. Çünkü haber değeri taşımıyor.

14 Şubat‘ta ise bomba patlıyor. WSJ‘de çalışan Rolfe Winkler, Jack Nicas ve Ben Fritz YouTube ve Maker Studios’a giderek “Bakın bu adam neler yapıyor bu doğru mu?” diye baskıda bulunuyor. Bunun üzerine Disney’in altındaki Maker Studios PewDiePie ile anlaşmasını bozuyor, YouTube da PewDiePie’ı öncelikli reklam listesinden çıkararak YouTube Red şovunu iptal ediyor. Yüzlerce kişinin emek verdiği bir şovdan bahsediyoruz bu arada sadece PewDiePie değil. WSJ’nin hazırladığı haber ise komik olmaktan da öte! PewDiePie’ın bugüne kadar 9 videoda Yahudi düşmanı bir dille nefret söyleminde bulunduğunu ve ırkçı olduğunu ifade ediyor. Ancak videoların aslı izlendiğinde PewDiePie ya bir konuyu Nazi’lere benzeterek eleştiriyor ya da medyanın ona yaptığı ırkçı yaftasıyla dalga geçen mini parodiler yayınlıyor. WSJ’nin umrunda mı? Belli ki değil. Gazetecilik adı altında hazırlanan bu yanlış bilgilerle PewDiePie’ın sarkastik yaklaşımı bir anda “nefret söylemine” dönüşüyor.

PewDiePie’ın 12 Şubat’tan itibaren abone sayısındaki değişim.

Bu haberin üstüne atlayan diğer mecralar da PewDiePie’ı bitirme hevesiyle haberi büyütüyor. Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling bile bu haberler üzerine PewDiePie’a faşist diyor. İnanılmaz. Ancak WSJ’nin bu büyük çabası tabii ki istediği gibi işlemiyor. Öncelikle PewDiePie h3h3Productions ve Philip DeFranco gibi büyük kanallardan destek görüyor. Bu kanallar da içeriğin öneminden, WSJ’nin nasıl içeriği çarpıtarak aktardığından ve bunun etik olmadığından bahsediyor. PewDiePie’ın abone sayısı ise gün geçtikçe yükselen bir grafikle artmaya devam ediyor. Çünkü insanlar içeriği izlediğinde PewDiePie’ın esasen ırkçı olmadığını ve nefret söyleminde bulunmadığını sadece komedi anlayışının herkese hitap etmediğini anlayabiliyor. PewDiePie’ın espri kalitesi elbette tartışılır, zaten kimse kendisini bir komedi dehası olarak tanımlamıyor. Ancak nefret söylemi ve kötü espri arasındaki farkı da ayırt etmek gerekiyor.

PewDiePie’ın dün akşam yayınladığı cevap videosunda ise Felix’in ne kadar yıprandığı görülebiliyor. Zira bu siber kabadayılık. WSJ gibi saygın bir platformun PewDiePie’ı bir ırkçı olarak insanlara göstermesi hem PewDiePie markasına zarar veriyor, hem PewDiePie’ı halihazırda maddi açıdan zarara uğratıyor hem de Felix’i bir insan olarak hedef tahtasının tam ortasına koyup kurban etmeye çalışıyor. PewDiePie’ın videosundaki cevabı ise oldukça başarılı olmuş. Video çekmeye devam edeceğini söyleyen PewDiePie zaman zaman sınırları çok zorladığını, bunun sonuçlarını kabul ettiğini ifade ediyor. Ders alarak ilerlemeye devam edeceğini söyleyen PewDiePie’ın ana akım medya ile savaşı ise daha yeni başlıyor. PewDiePie’ın cevap videosu yayınlanalı henüz 24 saat olmadı ancak şimdiden 6 milyonun üstünde izlendi. Bir milyonun üstünde beğeni alan videonun beğenilmeme sayısı ise 13 binlerde. Bu arada WSJ editörlerinden Winkler ve Fritz’in PewDiePie’ın cevabından bir süre sonra Twitter hesaplarını korumalı hale getirdiğini de ekleyelim.

Öte yandan PewDiePie’ın kanalının bittiğini düşünenlere de küçük bir not düşelim. PewDiePie şu an 53 milyonun üzerinde takipçisi olan özgür bir kanal. Her zamanki gibi para kazanmaya devam edecek. Ayrıca herhangi bir şirketle anlaşma yolları da şu an sonuna kadar açık. Maker Studios’un bu kararı kısa vadede PewDiePie’ı etkilemiş olabilir ancak YouTuber’ın çalışmaları devam ettiği sürece farklı şirketlerle yeni işler yapacağı da kesin. Bu sırada PewDiePie’ı ırkçı olmadığı halde ırkçılıkla suçlayan ve onu internetten silmeye çalışan ana akım medyanın Felix’in düzenlediği bağış gecelerine ve yaptığı bağışlara da aynı ilgiyi vermesini umuyoruz. PewDiePie’ın cevabına haberin üstünden ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR
ESKİ YORUMLAR

“PewDiePie’ın ana akım medya karşısındaki savaşı [Analiz]” için 2 cevap

  1. Ahmet Hakan dedi ki:

    Ellerinize sağlık. Çok güzel ve açıklayıcı bir yazı olmuş…

  2. Burak Sayıcı dedi ki:

    Elalemin ününün parasının derdine düşeceğinize azcık bir şeyler üretin ya da daha yararlı bir yazı girin ayıp ayıp