Mass Effect 2
Oyun 2183 yılında geçiyor. İlk Mass Effect’teki olayların üzerinden pek fazla bir süre geçmemiş yani. Shepard’ın gemisi Normandy, rutin bir devriye gezisi sırasında nedeni bilinmeyen bir saldırıya uğruyor ve gemi ağır şekilde hasar alıyor. Gemi mürettebatı kaçış kapsülleriyle gemiyi terk ederken, Joker gemiyi kullanmaya devam ediyor.

Daha önce Aurvana X-Fi modeliyle adeta aklımızı alan Creative, bu kez de HQ-1900 ile karşımızda. Ancak HQ-1900, Creative’in Aurvana X-Fi ile gönlümüzde kurduğu tahta sahip çıkabilecek mi dersiniz? Açıkçası hayır. Fakat beklentilerinizi yine de minimuma düşürmeyin. Zira HQ-1900, Aurvana X-Fi’ın başarısını borçlu olduğu üstün teknolojik özelliklerle donatılmış olmamasına karşın, yine de işini elinden geldiğince iyi yapmaya çalışıyor.
Sınıfının en büyük maden gemisi USG Ishimura rutin kazı görevlerinden birinde, gezegen yüzeyinde The Marker adı verilen bir kalıntı bulur. Unitology Tarikatı’nın kutsal olduğunu düşündüğü bu kalıntı gemiye taşınır ve yavaş yavaş bütün gemi personeli Necromorph adı verilen tuhaf yaratıklara dönüşmeye başlarlar. Geminin içinde bir can pazarı yaşanır ve sadece birkaç saat içinde hemen hemen herkes ölür.
Zenginlik, çoğu zaman çürümeye giden yolu açar derler. Pandora gezegeni de buna bir istisna değil. Gezegenin zengin mineral yapısı ve kaynakları çoğu gezegenden ırkların gelip kolonileşmesine neden olmuş. Çoğu koloni de aralarından çıkar çatışmaları nedeniyle haydutlara dönüşmüş. Irklar, kaynakların herkese yetmeyeceğini anladıkları anda birbirlerini yemeye başlamışlar. Halihazırda zengin olanlarsa gezegeni terk edip geride kalanları kaderlerine terk etmişler. Kimi topluluklar şehirleşme yoluna gidip kendilerine güvenli alanlar yaratırlarken, kimileri de sokaklarda geleni geçeni avlamaya başlamış.
Eğer bir iPod veya iPhone sahibiyseniz ve bu teknoloji harikası cihazlara uygun, aynı zamanda da kaliteli bir ‘Dock Station’ arıyorsanız aşağıda yazılanları daha dikkatli bir biçimde okumanız yararınıza olabilir. JBL On Time 200iD, sunduğu ses kalitesi ve kullanım kolaylığı ile müzik keyfinizi tatmin edeceği gibi, sahip olduğu şık tasarımıyla da eviniz veya ofisinizdeki masanızı süsleyecek türde bir cihaz.
Uzunca bir süredir oyunun videoları ile avunuyorduk. Oynanıştan, grafiklere kadar her şey mükemmel görünüyordu. Karakterler ve müzikler sıra dışıydı. Ve evet, yapımcı firmanın dediği gibi oyun oldukça karanlık görünüyordu. Yetişkin oyunculara özel olan bu RPG oyununu çıktığı gibi kaptık ve dibine kadar oynadık. Ve emin olun ki, iyi oyunların sağanak olup tepemize yağdığı şu günlerde Dragon Age seçtiğimiz nadir oyunlardan biri olmayı başardı. Dinozor RPG oyuncularını bile kendine bağlayacak elementleriyle, yeni oyuncuları da çekecek yorumlarıyla, 18 yaşından büyük herkesin denemesi gereken bir yapım olmuş Dragon Age: Origins.
Wii karakterleri arasında belki de en eğlenceli olanlar bu tuhaf tavşanlar olsa gerek. Zaten isimleri de İngilizce söylendiği zaman ‘tavşan’dan çok, ‘kuduz’ gibi geliyor kulağa (rabid). Peki, bu şaşkınlar Ay’a nasıl gidecekler? Sağdan soldan buldukları çer çöpü üst üste koyarak yukarı göğe doğru tırmanmaya çalışıyorlar. Oyun oldukça basit, oynanış da öyle fakat oyun içindeki karakterlerin şapşallıklarına şahit oldukça hemen her sahnede gülmekten yerlere yatıyorsunuz.
Call of Duty başlangıçta İkinci Dünya Savaşı’nı anlatıyordu. Bu, birkaç oyun böyle devam ettikten sonra geliştirici firma Infinity Ward son derece riskli bir hamle yaparak seriyi bilinen kalıpların dışına taşıdı ve konuyu tamamen günümüz savaşlarına odakladı. Silahlar, senaryo, karakterler tamamen değişti ve seriye bambaşka bir hava kattı. Ama ne hava… İlk Modern Warfare’i oynayanlar olarak uzunca bir süre düşen çenelerimizi toplamak zorunda kaldık. İlk Modern Warfare tüm hatlarıyla kusursuza yakın bir oyundu. Oyun tekrar tekrar oynandı, bitirildi, çok oyunculu modların başında sabahlandı. Ta ki Modern Warfare 2 duyurulana kadar…
İlk Assassin’s Creed, belki de bir oyun için yapılan en ilginç reklam kampanyasına sahipti. Daha oyun çıkmadan gösterilen videolarda, Haçlı seferleri döneminde, dinlerin birbiriyle olan çatışmalarının fon oluşturduğu bir düzlemde Kudüs, Şam ve Masyaf dolaylarında geçen oyunda Altair adlı bir suikastçıyı canlandırıyorduk. Ne var ki yüzlerce yıl geçmişte geçen oyunun tanıtım videolarında ara sıra ekrana düşen kodlar ve geleceğe dair tasarımları gösteren tuhaf şekiller merakımızı körüklüyordu.
Öyle ya… Gençliğini 80’lerde yaşamış olanlar için müzik bir başkaldırı şekliydi. Yalan dünyanın düzenine bir isyandı. Rock müziğin metal’e evrilmesi ise bambaşka anlamlarda hayat buldu. Deri ceketler, derin sesli motorlar ve keskin distortion verilmiş gitarlar ile bir yaşam biçimi haline geldi. Sert adamların yaptığı sert müzikler dünyayı sarsıyordu. Ardından Kurt Cobain ve grunge ile ‘haykırma, içine at’ devri başladı, sonrasında ise parlak buldukları her şeyi bir taraflarına takan hiphop adamcıkları türedi. Sonra da heavy metal yaptığını iddia eden türlü şaklabanlar ortalığı nota mezbahasına çevirdiler. Jack Black ve Tim Schafer da bu duruma illet olmuşlar ki Brütal Legend gibi bir şaheser çıkmış ortaya.













SON YORUMLAR