Mass Effect 2
Oyun 2183 yılında geçiyor. İlk Mass Effect’teki olayların üzerinden pek fazla bir süre geçmemiş yani. Shepard’ın gemisi Normandy, rutin bir devriye gezisi sırasında nedeni bilinmeyen bir saldırıya uğruyor ve gemi ağır şekilde hasar alıyor. Gemi mürettebatı kaçış kapsülleriyle gemiyi terk ederken, Joker gemiyi kullanmaya devam ediyor.

Zenginlik, çoğu zaman çürümeye giden yolu açar derler. Pandora gezegeni de buna bir istisna değil. Gezegenin zengin mineral yapısı ve kaynakları çoğu gezegenden ırkların gelip kolonileşmesine neden olmuş. Çoğu koloni de aralarından çıkar çatışmaları nedeniyle haydutlara dönüşmüş. Irklar, kaynakların herkese yetmeyeceğini anladıkları anda birbirlerini yemeye başlamışlar. Halihazırda zengin olanlarsa gezegeni terk edip geride kalanları kaderlerine terk etmişler. Kimi topluluklar şehirleşme yoluna gidip kendilerine güvenli alanlar yaratırlarken, kimileri de sokaklarda geleni geçeni avlamaya başlamış.
Uzunca bir süredir oyunun videoları ile avunuyorduk. Oynanıştan, grafiklere kadar her şey mükemmel görünüyordu. Karakterler ve müzikler sıra dışıydı. Ve evet, yapımcı firmanın dediği gibi oyun oldukça karanlık görünüyordu. Yetişkin oyunculara özel olan bu RPG oyununu çıktığı gibi kaptık ve dibine kadar oynadık. Ve emin olun ki, iyi oyunların sağanak olup tepemize yağdığı şu günlerde Dragon Age seçtiğimiz nadir oyunlardan biri olmayı başardı. Dinozor RPG oyuncularını bile kendine bağlayacak elementleriyle, yeni oyuncuları da çekecek yorumlarıyla, 18 yaşından büyük herkesin denemesi gereken bir yapım olmuş Dragon Age: Origins.
Call of Duty başlangıçta İkinci Dünya Savaşı’nı anlatıyordu. Bu, birkaç oyun böyle devam ettikten sonra geliştirici firma Infinity Ward son derece riskli bir hamle yaparak seriyi bilinen kalıpların dışına taşıdı ve konuyu tamamen günümüz savaşlarına odakladı. Silahlar, senaryo, karakterler tamamen değişti ve seriye bambaşka bir hava kattı. Ama ne hava… İlk Modern Warfare’i oynayanlar olarak uzunca bir süre düşen çenelerimizi toplamak zorunda kaldık. İlk Modern Warfare tüm hatlarıyla kusursuza yakın bir oyundu. Oyun tekrar tekrar oynandı, bitirildi, çok oyunculu modların başında sabahlandı. Ta ki Modern Warfare 2 duyurulana kadar…
İlk Assassin’s Creed, belki de bir oyun için yapılan en ilginç reklam kampanyasına sahipti. Daha oyun çıkmadan gösterilen videolarda, Haçlı seferleri döneminde, dinlerin birbiriyle olan çatışmalarının fon oluşturduğu bir düzlemde Kudüs, Şam ve Masyaf dolaylarında geçen oyunda Altair adlı bir suikastçıyı canlandırıyorduk. Ne var ki yüzlerce yıl geçmişte geçen oyunun tanıtım videolarında ara sıra ekrana düşen kodlar ve geleceğe dair tasarımları gösteren tuhaf şekiller merakımızı körüklüyordu.
Öyle ya… Gençliğini 80’lerde yaşamış olanlar için müzik bir başkaldırı şekliydi. Yalan dünyanın düzenine bir isyandı. Rock müziğin metal’e evrilmesi ise bambaşka anlamlarda hayat buldu. Deri ceketler, derin sesli motorlar ve keskin distortion verilmiş gitarlar ile bir yaşam biçimi haline geldi. Sert adamların yaptığı sert müzikler dünyayı sarsıyordu. Ardından Kurt Cobain ve grunge ile ‘haykırma, içine at’ devri başladı, sonrasında ise parlak buldukları her şeyi bir taraflarına takan hiphop adamcıkları türedi. Sonra da heavy metal yaptığını iddia eden türlü şaklabanlar ortalığı nota mezbahasına çevirdiler. Jack Black ve Tim Schafer da bu duruma illet olmuşlar ki Brütal Legend gibi bir şaheser çıkmış ortaya.
Dövüş oyunlarına derinlik katan ilk oyunlardan biridir Tekken. Bundan 15 yıl kadar önce ilk gördüğümüz zaman gözlerimize inanamamıştık. O tarihe kadar dövüş oyunları hep iki boyutlu olmuştu. Grafikler de, oynanış da iki boyutluydu. Tekken, dövüş oyunları kanunlarını baştan yazarak türe yepyeni bir soluk getirdi. Herkesin alışkanlıklarını değiştirdi ve ezber bozdu. Özellikle karakterleri ve hikayesiyle de kendinden söz ettiriyordu. İlk iki oyun gayet başarılı olunca doğal olarak devamı geldi. Bizce serinin asıl patlamasını yaptığı olan Tekken 3’ten sonra da oyun konsollarında da tam bir Tekken manyaklığı yaşanmaya başladı. Yazımızın konusu olan serinin altıncı oyunuysa son nesil konsollarımıza gelen ilk Tekken oyunu…
“Herkes” derken çok ciddiyiz. Genelde yarış oyunları söz konusu olduğu zaman herkesi oyuna davet edemeyiz. Nedeni çok açık değil mi? Zorluk seviyesini bir türlü istediğimiz gibi ayarlayamayız. Bu duruma, son dönemde çıkan GRID’i örnek gösterebiliriz. Değil yeni başlayan bir oyuncu, tecrübeli bir yarış oyuncusunu bile zorlayabilecek oyun mekaniklerine sahipti GRID.
Üşenmeyip geçen sene PES 2009’u incelediğimiz sayıya bir baktık ve bir yıl önce şu cümleyi kurduğumuzu gördük: “‘Olmaz’ denilen oluyor ve Pro Evoluton Soccer (PES) serisi tahtını yavaş yavaş FIFA’ya kaptırmaya başlıyor.” Artık bu cümlemizi belgelemenin zamanı resmen geldi. Ülkemizde uzunca bir süredir ‘futbol oyunu’ denince akla gelen ilk isim olan PES, bu yıl her bakımdan FIFA’nın gerisinde kalıyor. Aslına bakarsanız bir oyunu başka bir oyun üzerinden incelemek pek doğru değil ancak söz konusu olan yıllardır süren bir rekabetse ve sahada başka oyuncu yoksa, kriterlerimizi iyi olana göre belirlemek zorundayız.
Türkiye’nin genel sorunlarından biridir ve dilimize pelesenk olmuştur: Herkes her şeyden biraz anlar ama hiç kimse bir şeyi tam olarak bilmez. Öyle ya bir musluk tamircisi aynı zamanda en sıkı futbol yorumcusudur, bıraksanız Frank Rijkaard’ı tahtından indirebilir. Öte yandan bir mimar müthiş bir opera yorumcusudur. Ona soracak olursanız son La Traviata yorumunda şef olayı batırmıştır. Oyun dünyasının en uzun soluklu serilerinden biri olan Need for Speed’in 13. oyunu olan Shift tam anlamıyla aynı sorundan dertli. Birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışan fakat hiçbirini tam olarak kotaramayan bir oyun Shift.













SON YORUMLAR