Broken Age: Act 1 incelemesi

11 Şubat 2014 12:59


CİDDİ OLALIM LÜTFEN
Bir Tim Schafer oyunundan beklenmeyecek seviyede sert bir giriş yaptığımızın farkındayız. Ancak sizin de Broken Age’in diğer Tim Schafer oyunlarından farklı bir noktada olduğunu anlamanız gerekiyor. Bu ismin gurur tablosunda yer alan bazı oyunları tekrar hatırlayalım; Monkey Island, Maniac Mansion, Full Throttle ve Grim Fandango. Macera türünün en iyi beş yapımı listesine rahatlıkla girebilecek bu oyunların pek çok ortak özelliği var elbette. Ancak kuşkusuz en belirgin özelliklerinin haddinden fazla komik olmaları olduğunu söyleyebiliriz. Keskin bir zekanın ürünü oldukları her halinden belli olan usta işi diyaloglarla kuşatılmış, birbirinden ilginç karakterlerle pekiştirilmiş ve yakalandığında bünyede kalıcı izler bırakan göndermelerle desteklenmiş bu oyunları unutmak mümkün değil elbette ki. Ancak temelde bu oyunları tanımlarken kimsenin aklına “komik” sıfatından başka bir ifade gelmeyecektir.

Broken Age’e geldiğimizdeyse önceliğin biraz kaydığını görüyoruz. Elbette bahsettiğimiz isim Tim Schafer olduğu sürece mizahın yer almadığı bir yapımla karşılaşmayacağımız muhakkak ancak olgunlaştığından mıdır nedir bilinmez, söylemek istediği daha fazla şey var belli ki. Broken Age, Shay ve Vella isimli iki gencin hikayesine odaklanıyor. Birbirinden tamamen farklı çevrelerde, tamamen farklı hayatları yaşayan bu iki gencin hikayesi birbiriyle tamamen alakasız ve bir o kadar da iç içe. Shay’in hikayesi bilimkurgu öğeleri barındıran, fütüristik bir yapı sunarken, Vella’nın hikayesi ise daha mistik ve fantezi parçacıklarıyla donatılmış durumda. Ortak özellikleri ise, ikisinin de kendileri için başkaları tarafından hazırlanmış olan hayat düzeninden kaçmaya çalışıyor olmaları. Shay, kendilerine “anne” ve “baba” diyen iki yapay zeka ile birlikte bir uzay mekiğine sıkışmış durumda. Türünün devamı için kendisini bildi bileli yaşayabileceği bir gezegen arayışında olan bu uzay mekiği, tamamen onu korumak(!) için programlandığından soru sormasına izin vermeden aynı günlük rutinlerle hayatına devam etmesini amaçlıyor.

Vella’nın hikayesi ise biraz daha karışık. Mog Chothra isimli bir yaratık, sırayla tüm köyleri dolaşarak kendisi için özenle hazırlanmış olan kız çocuklarını yemekte. Ancak ortada şöyle bir ilginç durum var ki, bu köylerde yaşayan herkes bu durumdan son derece memnun. Mog Chothra’nın köylerini koruyan kutsal bir varlık olduğuna inanan halk, çocuklarını bu yaratığa kurban etmeyi bir onur meselesi olarak görüyor. Hatta kurban edilecek kızlar bile afiyetle yenmek için can atmakta ve bunun gerçekleşmesi için her türlü teşvik edici unsuru kullanmaktalar. Vella da işte bu kurban etme töreni için seçilen kızlardan biri ancak diğer herkesin aksine ikinci bir seçeneğin olduğunu düşünüyor; Mog Chothra’yı öldürmek! Kısacası hem Shay hem de Vella, kendileri için çizilmiş hayat düzenine kafa tutarak yeni bir yol çizgisi arayışında. Elbette tahmin edebileceğiniz üzere bu yeni yol çizgileri bir noktada birbirleriyle kesişecek ancak bunun nasıl olacağını kesinlikle kendiniz görmelisiniz.

Sayfa: 1 2 3 4 5

Paylaş