Death’s Gambit incelemesi

05 Eylül 2018 21:00

TÜRE YENİ YAKLAŞIMLAR

Oyunun Dark Souls’a neredeyse birebir olarak benzediğini söylemiştik. Ancak yapımcı ekip, bazı noktalarda farklı yaklaşımlar denemekten de çekinmemiş. Örneğin Dark Souls’da (ve neredeyse diğer tüm “Souls-like” oyunlarda) öldüğünüz zaman, üzerinizde birikmiş olan ruhu orada bırakırsınız ve ikinci kez ölmeden gidip geri almanız gerekir. Death’s Gambit’te ise öldüğünüzde ruhlarınız üzerinizde kalıyor, ancak bunun yerine sağlık tüylerinizden birini (Dark Souls’un Estus Flask’i) o noktaya düşürüyorsunuz. Bu küçücük değişiklik, oynanışı ciddi anlamda değiştirmiş. Çünkü bu mekanik, her öldüğünüzde işlerin sizin için daha zor bir hale gelmesine neden oluyor. Neyse ki yapımcılar zoru sevmeyenler için kayıt noktalarında belirli bir ruh karşılığı düşürmüş olduğunuz tüyleri geri kazanma özelliği eklemiş. Bu arada, isterseniz sağlık tüylerinizden vazgeçip güçlenme imkanınız da bulunuyor. Her kayıt noktasında üzerinizdeki tüylerinden arzu ettiğiniz kadarını verdiğiniz hasarı 10 birim artırmak için takas edebiliyorsunuz. Saldırgan oynamayı seven oyuncuların fazlasıyla hoşuna gidecektir bu özellik.

İŞİN ZOR KISMINDA BOCALIYOR

Böylesi güzel değişik yaklaşımlarla ve ilgi çekici bir dünyayla karşımıza çıkan oyun, zaman geçtikçe geri adım atmaya başlıyor ne yazık ki. Oyunun en büyük kusuru, sahip olduğu dünyayı birbirine akılcı ve mantıklı bir şekilde bağlayamaması. Gittiğiniz her yeni bölge tema ve yapı olarak birbirinden farklı görünüyor ancak bu bölgelerin birbirleriyle ilişkisi nedir, bu sorunun cevabını düzgün bir şekilde hiçbir zaman veremiyor oyun. Sanki yapımcıların aklına pek çok ilgi çekici harita tasarımı gelmiş de, alakalı alakasız peşi sıra eklemişler gibi görünüyor. Oyunun bir diğer büyük kusuru da, oyuncuyu hissettirmeden yönlendirme işini becerememesi olarak dikkat çekiyor. İlk Dark Souls’u ele alalım; Firelink Shrine’a geldiğiniz anda 3 farklı yoldan ilerleme şansına sahip oluyorsunuz. Elbette bu yollardan biri başlangıç için daha doğru ancak oyun size hangisini seçmeniz gerektiğini hiçbir zaman söylemiyor. Ancak deneme yanılma yoluyla ilerlediğiniz zaman, birinin doğal olarak ve hissettirmeden ilerlemenize imkan verdiğini görüyorsunuz. Death’s Gambit’te de böyle bir merkez noktası bulunuyor ve bu da hangi yolu seçmeniz gerektiğini söylemiyor. Ancak işin kötüsü; olağan yolun hangisi olduğunu da hissettirmiyor, hepsi mantıklı görünüp ansızın pişman olmanıza neden oluyor. Bu denge iyi bir şekilde tutturulamadığı zaman, başarılı bir Dark Souls klonu icra etmeniz de pek mümkün olmuyor ne yazık ki…

GELİŞMEYE DEVAM ETMELİ

Death’s Gambit çok iyi fikirleri olan ve Dark Souls severleri mutlu etmeye kendisini adamış hiç de fena olmayan bir yapım. Ancak kusurları olduğunu da görmezden gelemeyiz. Silah, ekipman ve zırh sayılarının da ciddi anlamda yetersiz olduğunu ekleyelim. Sanki oyun zaman içinde geliştirilmeye devam edecekmiş gibi duruyor bu haliyle. Eğer öyle olursa, zamanla muazzam bir yapım haline gelebilir rahatlıkla.

Sayfa: 1 2 3 4 5

Paylaş