Detroit: Become Human incelemesi

16 Haziran 2018 21:00

ROBOTLARIN HAK ARAYIŞI

Androidlerin insan yardımcısı olarak konumlandırıldıkları ancak bunun da ötesine geçerek köle gibi kullanıldıkları bir yakın gelecekteyiz. Kendi yapay zekalarına sahip olan bu androidler, gerek günlük işlerde gerekse de önemli meslek gruplarında aktif bir rol alarak insanların hayatını kolaylaştırıyor. Kimisi bulaşıktır, çamaşırdır ev işlerine koştururken, kimisi ise toplum asayişini sağlamakla sorumlu olabiliyor. Ancak kendilerine bu kadar yetenek ve kişilik vermemize rağmen, bize son derece yakışacak bir şekilde haklarını vermeyi unutuyoruz elbette insanoğlu olarak. İnsan gibi görünen, insan gibi düşünen ve insan gibi yaşayan bu androdiler, ikinci sınıf “insan” muamelesi görüyor. Oyun da büyük pencereden bakıldığında, androdilerin haklarını alma mücadelesine odaklanıyor zaten. Bir şekilde zihinlerindeki perde açılan bazı androidler bir aydınlanma yaşıyor ve içinde bulundukları durumu sorgulamaya başlıyor. Bu sorgulamanın ardından da isyanlar ve ayaklanmalar kendisini gösteriyor. Bu bağlamda oyun; parmak basmak istediği konuları anlatırken 1954 yılında gerçekleşen siyahilerin Sivil Haklar Hareketi’ni kendisine örnek aldığını net bir şekilde hissettiriyor. Bu yüzden de Detroit: Become Human’ın ilginç bir “yapay zeka bilinçlenmesi” hikayesi olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Daha önce büyük oranda robotların kontrolü ele geçirerek savaş ilan etmesi düsturuyla anlatılan bu konsepti bir sivil hak arayışı şeklinde ele almak hiç de fena olmayan bir fikir olmuş. Bunun işlenişinde ve bağlanma noktalarında bazı sıkıntıları var ancak klişe bir konuyu elinden geldiğince orijinal bir fikirle anlatmaya çalışması dahi oyunu kıymetli kılıyor bize göre.

KLASİK QUANTIC DREAM ANLATIMI

Oyun üç android karakter üzerinden anlatıyor hikayesini; Connor, Kara ve Markus. Herhangi bir Quantic Dream oyunu oynadıysanız işlenişin nasıl olduğunu tahmin edebilirsiniz. Oyun boyunca karakterler arasında gidip geliniyor, sürekli olarak kısa bölümlerden oluşan sekanslar işleniyor ve verdiğiniz kararlar üzerinden oyunun gidişatı şekilleniyor. Connor, söz konusu android ayaklanmasını inceleyen dedektiflerden bir tanesi. Android olmasının da desteğiyle, olay yerinde yaşananları gözünde fiziki olarak canlandırabilme gibi yetenekleri bulunuyor. Ancak oyun içinde onu değerli kılan, bir insan partnere sahip olması. Android-insan ilişkisinin ne kadar ince bir çizgi üzerinde dans ettiğini görebilmemiz adına en faydalı diyaloglar buradan çıkıyor. Kara ise bir evde bakıcı pozisyonunda bulunuyor ve olaylar kendisi ile birlikte evin küçük çocuğunu sıkıntılı durumlara sürüklüyor. Kara, özellikle androidlerin nasıl köle pozisyonunda görüldüğünü anlamak adına kullanılan bir karakter. Markus ise oyunun düğüm karakteri. Kendisiyle ilgili söyleyebileceğimiz pek çok şey, oyunun hikayesini açık edebileceğinden değinmeyeceğiz. Ancak android ayaklanması konusu çoğunlukla Markus üzerinden hayat buluyor…

Sayfa: 1 2 3 4 5 6

Paylaş