L.A. Noir incelemesi

26 Temmuz 2011 17:19


Rockstar’ın çıkardığı oyunlarına gösterdiği özen ve titizliği artık hepimiz biliyoruz. Bu adamlar zaten bilindik özellikleri iyi bir hale getirirken, mutlaka ama mutlaka birkaç tane de yenilik eklemeyi ihmal etmiyor. İlk GTA oyunundan başlayarak şu an geldikleri nokta zaten her şeyi gayet net bir şekilde anlatıyor. L.A. Noire, uzunca bir zamandan beri heyecanla beklediğimiz bir oyundu. Zaten kendimize epeydir soruyorduk “açık uçlu oyun türü daha başka neler sunabilir bize” diye… L.A. Noire bize kanıtladı ki bu türün daha gideceği çok fazla yol var. L.A. Noire’da sadece araba kullanıp ateş etmiyor, bir dedektifin yapabileceği her şeyi yapıyorsunuz. İnsanları sorguluyor, ipucu topluyor ve suçluları yakalamaya çalışıyorsunuz.

TOZLU SOKAKLAR
Oyun 1947’nin Los Angeles’ında geçiyor. Hollywood yavaş yavaş adını duyurmaya başlamış ve Amerika’nın dört bir yanından gelen gençler ünlü olma hevesiyle bu hayaller diyarının yolunu tutar olmuştur. Haliyle şehir, ahlak bakımından çürümeye başlamıştır. Kumarhaneler, barlar ve şehrin arka sokakları giderek büyüyen bu yoz canavarı beslerken, İkinci Dünya Savaşı hevesli polis memuru Cole Phelps olarak Los Angeles’a giriş yapıyoruz. Oldukça hırslı bir polis memuru olan Cole, trafik memuru olarak işe başlıyor. Şehirde gezerken yakında olduğunuz bir cinayet mahalline destek isteniyor. Bu sayede de dedektiflik kariyerinize uzanan uzun yolda ilk adımı atmış oluyorsunuz. Bildiğimiz GTA formülünün içine epeyce bir şey ekliyor L.A. Noire. Evet, oyun açık uçlu… Yani şehirde istediğiniz zaman, istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Herhangi bir sınır yok ancak bir dosyayı açtığınız zaman işler, bildiğimiz GTA oyunlarından biraz değişik ilerliyor. Öncelikle suç mahallindeki ipuçlarını toplamanız gerekiyor. Ama bu ipuçları hemen öyle “gel beni bul” diye bağırmıyor. Yani, etrafı iyice aramanız gerekiyor. Etraftaki eşyaları dikkatlice incelemelisiniz. Elinize aldığınız bir eşyanın hemen her yerine bakmalısınız. Doğru ipuçlarını bulmak size farklı ipuçlarına giden yolu açacaktır. Hatta bazen bulduğunuz ipuçları direkt olarak sizi birilerine yönlendirebiliyor. Ve işte ilk sorgulamanızda iplerin koptuğunu hissediyorsunuz. Çünkü şimdiye kadar hiçbir oyunda görmediğiniz derecede gerçekçi yüz animasyonları sizi şok ediyor. Bu tamamen yeni bir teknoloji… Oyun için seçilen aktörlerin mimikleri oyuna aktarılırken tam 32 kamera kullanılmış. Yani kabaca 32 kameranın farklı açılardan kaydettiği mimikler üst üste bindirilerek oyuna aktarılmış. Bu teknolojinin bir oyuna nasıl etki edeceğini kesinlikle kelimelerle anlatamayız, görmeniz lazım. Karakterlerin en ufak göz seğirmesinden, alaycı ifadelerine kadar her şeyi görebiliyorsunuz. Ve bu gerçekçi ifade teknolojisi oyunu daha güzel gösteren bir makyaj değil. Zira siz bir dedektifsiniz ve sorgulamalar sırasında karşınızdaki insanın yalan mı, doğru mu söylediğini gözünden anlamanız gerek. Evet, sorgu sırasında karşınızdakinin mimiklerinden sizinle iş birliği yapıp yapmadığını anlayabiliyorsunuz. Bu şimdiye kadar oyunlarda görmediğimiz bir şey. Fakat aynı zamanda bize video oyunlarında neyin eksik olduğunu da gösteren bir şey… Gerçekçi yüz animasyonları, bir oyundaki karakterleri çok daha gerçekçi ve inanılabilir kılıyor. Şimdiye kadar bunun eksik olduğu oyunlarla ekran karşısında çok dalga geçmişizdir ama L.A. Noire oynarken şaşkınlıktan çenemiz yerleri süpürdü. Oyundaki görevleri birbirine bağlayan bir ana hikaye var. Etrafı cinayetle kan gölüne bulayan bir seri katilin peşinden gidiyorsunuz. Fakat seviye atlamanızı sağlayan bir sürü de yan görev bulunuyor.

CAZ VE ARABALAR
Yan görevler oldukça önemli çünkü polis teşkilatı içinde rütbe atlamanız gerekiyor. Rütbe atladıkça yeni özellikler kazanıyor ve daha zor görevleri daha kolay çözebilir hale geliyorsunuz. Yani görev yaptıkça tecrübe kazanıyorsunuz. Tecrübe kazandıkça ipuçlarını daha rahat görüyor, karmaşanın içinde sizi sonuca daha rahat götürecek ipuçlarına daha rahat ulaşıyorsunuz. Şüphelileri sorgularken daha farklı ve fazla sayıda sorgu seçeneklerine sahip oluyorsunuz. Ayrıca yanınızda mutlaka bir partner de bulunuyor. Partneriniz ipuçlarını toplarken ve insanları sorgularken size faydası dokunan önemli bir karakter.

IŞIKLI CADDELER
Fakat tabii ki oyun sadece dedektiflik görevlerinin durağan atmosferinden oluşmuyor. Aynı zamanda otomobil kovalamacaları, silahlı çatışma ve kavga etmek de başınıza açılacak belalardan bazıları. Bazı şüpheliler sizden kaçabiliyor. Onları sokak aralarında kovalarken aksiyon tavan yapıyor. Şehirde araçla gezebiliyorsunuz ancak oyunun haritası 1940’lı yılların Los Angeles’ının verdiği ölçüde büyük sadece. Şehrin çok çeşitlilik yarattığı söylenemez ancak oyunun atmosferine kattığı değer gerçekten çok büyük. Oyunun “noire” tarafını tamamlayan başrol oyuncusu kesinlikle Los Angeles.

SONA DOĞRU
Artık Rockstar çıtayı öyle bir yükseltti ki standartları sadece kendileri belirliyor. Önce GTA IV, ardından Red Dead Redemption, şimdi de L.A. Noire… Gerçekten oyun tarihinin köşe taşları sadece Rockstar firmasından son iki sene içinde çıktı. L.A. Noire da herkesin denemesi gereken bir başyapıt olmuş. GTA türü açık uçlu aksiyon oyunlarına muhteşem yenilikler ve yerinde yorumlar getiren L.A. Noire’ı her konsol sahibine tavsiye ediyoruz. Gerçekten bu kalitede oyunlar çok sık çıkmıyor. İster uzun yıllardır oyun oynuyor olun, isterseniz ilk oyununuz bu olsun… Mutlaka denemelisiniz.

► Detaylar ve puan tablosu sayfa 2‘de

Sayfa: 1 2

Paylaş