Tomb Raider: Underworld

31 Ocak 2009 01:57


Lara Croft adını duyduğu anda gözbebekleri büyüyenlerdenseniz sayfalara biraz daha yaklaşmanızda fayda var. Ne var ki göreceklerinizin sizi mutlu edeceğini söylemek için henüz erken. Sizi şöyle alalım

Başlık ile yazının girişi arasında kalan bölüme, Tomb Raider meraklısı okuyucularımızın sırtını sıvazlayıp teskin edecek bir yazı yazmayı uygun gördük. Serinin bir önceki oyunu olan Legend ile seri şöyle bir silkelenip kendine gelmiş ve köklerine dönüş sinyali vermişti. Bu nedenle Underworld’ü daha da büyük bir umutla bekler hale gelmiştik. Beklenti ne kadar büyükse, hayal kırıklığı da o kadar büyük oluyor. Biricik Lara kendini Akdeniz’de bulduğu anda bir şeylerin ters gittiğini anlamalıydık.Hatta ve hatta büyük geminin içinde geçen çatışmada oyunu oynamayı bırakıp Lara’yı Legend’da bıraktığımız halde hatırlamalıydık. Ama biz ne yaptık? Her şeyin biraz daha kötü gitmesine izin vererek oyunu sonuna kadar oynadık.

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY
Underworld’e başladığınız zaman oyunun çok da kötü olmadığını fark edeceksiniz. Ne var ki bir süre sonra -özellikle karaya ayak bastığınız anda- kontrollerin yine tuhaflaştığını anlayacaksınız. Legend’da serinin diğer oyunlarına göre düzeltilen kontroller yine çuvallamış. Bu çuvallama büyük oranda kameranın ilginç yerlere odaklanmasından kaynaklanıyor. Büyük oranda atlama ve zıplamayla geçen bir oyunda nereye atlayacağınızı görememek olur mu? Maalesef Underworld’de bu zaman zaman oluyor ve biricik Lara’mız sık sık pasta kreması haline geliyor. Kameranın odaklanma sorunu sadece kadrajı doğru ayarlayamamasından değil, çatışmalarda da sorun yaratıyor. Çevrenizi kötü adamlar sardığı zaman sadece ateş ettiğiniz kişiye odaklanması sağdan soldan bir çapraz ateş altında kalmanıza neden oluyor. Çatışmalardaki bir diğer sorun ise bir siper sisteminin bulunmaması. Maalesef oyunda adam gibi saklanıp ateş edemiyorsunuz. Onun yerine Amerikan İç Savaşı’ndaki piyadeler gibi kurşunu ilk yiyenin genellikle düştüğü çatışmalara girişiyorsunuz. Elbette ki Lara’mız ayakta kalmayı bir şekilde başarıyor. Ha bir de yapımcı firma tarafından bize denmişti ki “Lara artık yakın dövüşe de girebilecek.” Yahu, yapmayın. Hiç yakın dövüş görmemiş olsak Lara’ya eklediğiniz tekmeyi piyade tüfeği sanacağız. Yakın dövüş anlamında başka hareketimiz maalesef yok.

DEĞİŞİMDİR
Oyunun iddialı olduğu bir diğer konu ise serbestlik ve ‘oyun dünyasının oyuncu için yaratılmadığı’ hissini verecek olmasıydı. Buna bir göz atalım öyleyse ve yapımcı firmanın oyun çıkmadan önceki bir vaadini yeri gelmişken hatırlayalım: “Vahşi hayvanlar orada sadece Lara’yı yemek için değil, yaşayan varlıklar olarak bulunacaklar.” Yani demek istiyor ki oyun, yaşayan bir dünyaya ev sahipliği yapacak ve siz orada olmasanız da hayat akmaya devam edecek. Oyunda böyle bir durum maalesef yok. Düşmanlarınız sizin için spawn oluyorlar ve siz onları öldürdükten sonra işlevlerini yerine getirmiş olmanın huzuru içinde mezarlığındaki yerlerini alıyorlar. Ayrıca bize Lara’nın aynı Assassin’s Creed’deki Altair gibi her yere tırmanabileceği söylenmişti. Buna karşılık tırmanılabilecek ve tırmanılamayacak yerler kesin çizgilerle ayrılmış durumda. Kısacası, oyun serbestlik hissini vermekten uzak ve son derece çizgisel bir yapıda ilerliyor. Bu nedenle oyun oldukça sıkıcı, sıkıcı olduğu kadar da dengesiz bir içeriğe sahip.

AMA LARA HER ZAMAN
Bir önceki paragrafta söylediğimiz ‘dengesiz’ sıfatının altını deşecek olursak altından aksiyon-bulmaca dengesinin bu oyunda olmadığı gerçeği çıktığını görebiliriz. 3. kişi oyunlarının olmazsa olmazı olan bu denge yitirildiği zaman maalesef ortaya çıkan oyunlar pek bir şeye benzemiyor. Ancak bulmaca ve çatışmalar oyunun içine dengeli bir şekilde yedirilememiş. Art arda o kadar yoğun bulmacaya ya da çatışmaya maruz kalıyorsunuz ki içiniz bayılıyor. Sonunda da sıkılıp kapatıyorsunuz zaten oyunu.

GENÇ KALIR
Peki, bu oyunun hiç mi iyi yanı yok? Var tabii ki… Grafikler hiç fena değil. İnsan olan düşmanların model ve animasyonları biraz kütük olsa da, hayvanların ve Lara’nın animasyonları gayet güzel olmuş. Genel olarak mekan ve çevre tasarımları da oldukça iyi görünüyor. Diğer bir iyi yan ise elbette ki Lara. Başkahramanımızı izlemeye doyamayacaksınız. Aslında bu oyunda yapabileceğiniz en iyi şey ne, biliyor musunuz? Oyunu açıp Lara’nın Akdeniz’in serin sularında yüzmesini seyretmek. Bu kadar…

DALIN

Sevgili Lara denizin 80 metre altında yüzebiliyor. Basınç, vurgun nedir bilmeyen kahramanımıza bu bölümde dikkat etmelisiniz. Etrafta tehlikeli mahlukatlar kol geziyor. Her an bir köpekbalığı tarafından yutulabilirsiniz.

ÇATIŞIN

Etrafınız düşmanlarla sarılıyken fazla şansınız yok. Adam gibi siper almayı unutun; bu yüzden sürekli hareket etmenizi öneriyorum yoksa işiniz zor. Atlayın, zıplayın, koşun ve bir yandan tabancaları bağırtın.

ATLAYIN

Zıplayacağınız yerleri zaman zaman kaçırabiliyorsunuz. Buna neden olan ise kameranın kadraj sorunu yaşaması. Bu can sıkıcı sorunu düzeltecek bir şey yok maalesef. Ancak tahmin yürütebilirsiniz.

ÇÖZÜN

Art arda bulmaca bombardımanına tutulduğunuz zaman bunalacaksınız. Bulmacaların birçoğu gideceğiniz yolu açabilmeniz için oradalar. Sıkıldığınız anda bırakın; yoksa yolunuzu asla bırakamazsınız.

TAKİP EDİN

Bir şekilde konuya bağlı kalmak durumundasınız yoksa oyundan tamamen kopabilirsiniz. Oyunun senaryosu hiç fena değil ama gidişatı ve işlenişi dandik. Yine de dünyanın sonu ile ilgili hikayeleri seviyorsanız ısınabilirsiniz.

YAPIMCI
CRYSTAL DYNAMICS

DAĞITICI
EIDOS

OYNANABİLİRLİK
-3YILDIZ-

GRAFİK
-4YILDIZ-

EĞLENCE
-3YILDIZ-

MÜZİK
-3YILDIZ-

PLATFORM
PC, PS3, PS2, Wii, XBOX 360

Paylaş