Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu incelemesi

25 Mayıs 2016 21:00

HANIM GÜNEYE YERLEŞELİM

Eğer bu oyunu oynamayı planlıyorsanız, muhtemelen Nathan Drake’in önceki serüvenlerinde ona eşlik etmiş, dudak uçuklatan gizemlerin perde arkasına birlikte göz atmışsınızdır. Ancak olur ya, ilk kez bu oyunla birlikte seriye merak salmış biriyseniz sizler için ufak bir özet geçelim. Nathan Drake; kimilerince modern zaman Indiana Jones’u, kimilerince de erkek Lara Croft olarak nitelendirilen bir abimiz. Varlığı sorgulanan ve mit olmaktan öteye gidememiş hazinelerin, kayıp şehirlerin, ütopyaların peşinden koşuyor.

En basit düzleme indirgediğinizde ise, aslında bir hırsız olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İkinci oyunda yolu İstanbul’a da düşen ve burada bir saraya sızarak Marco Polo’nun hazinelerinden birisini çalan Nathan, dünyanın dört bir yanına uzanan maceralarında bu sayede kendisine yeni yollar açmış oluyor.

Üç oyun boyunca birbirinden özel gizemleri ortaya koyan ancak sonunda elde ettiklerini fazlasıyla sorgulayan karakterimizi, bu kez düzenli bir hayatın huzurlu kollarında teselli ararken buluyoruz. Serinin önceki oyunlarında oldukça çalkantılı bir ilişkiye sahip olan Nathan – Elena çiftini bu kez evlenmiş ve un elek sermiş bir şekilde yakalıyor kameralarımız. Sanki daha önce El Dorado’yu, İrem Şehri’ni keşfetmiş olan kendisi değilmiş gibi, su altında çanak çömlek toplayan bir adama evrilmiş Nathan Drake’in hayatındaki kontrast ilginç bir seyirlik sunuyor. Onca badirenin ardından durulmak ve eşiyle birlikte sakin bir hayat yaşamak istemesi çok da yadırganmamalı ama sanki.

Lakin söz konusu Drake olunca, bu huzurun ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek. Yıllar önce izini kaybettiği abisinin ansızın çıkıp gelmesi ve 15 yıl önce peşini bıraktıkları korsan Avery’nin hazinesini bulmak zorunda olduklarını söylemesi yeni bir maceranın da kapısını aralamış oluyor. Aslında hakkını yemeyelim; ilk başta Elena’yı bırakmayı ve bu toplara girmeyi istemiyor ancak abisinin kellesi bu hazineye bağlı olduğundan fazla da bir seçeneği kalmıyor.

KARAKTERLER ARASI UYUM

Uncharted serisi hiçbir zaman hikaye derinliği ile ön plana çıkan bir yapıt olmadı aslında o nedenle bu kısımların altını çizmek çok da önemli değilmiş gibi düşünülebilir. Lakin takip edilen öykü aman aman olmasa da, karakterler arası ilişkiler Uncharted’ın başarısındaki en kritik unsurlardan birisi kesinlikle. Ve bu nedenle Nathan-Elena-Sam arasındaki bu çekişme, karakterimizin gelgitlerini ekrana inanılmaz güzel bir şekilde yansıtıyor.

Daha da güzeli, Nathan’ın tüm bu işlere bir kez daha bulaşmasında aslında damarlarında dolaşan adrenalin tutkusunun yüzeye çıkma isteği olduğunu görmek, karakterin geldiği noktaya empati kurabilmemizde inanılmaz yardımcı oluyor. Elbette bir de işin içinde daimi dostumuz ve yardımcımız Sully var ki onu biraz mizahi kontenjandan sevdiğimizi söylesek saçmalamış olmayız herhalde. Özellikle bu oyunla birlikte karakterlerin birbirleriyle etkileşimlerinin ve ilişkilerinin işlenmesi kusursuz bir seviyeye çekilmiş kesinlikle.

Sayfa: 1 2 3 4 5 6

Paylaş