Rise of the Tomb Raider incelemesi

10 Kasım 2015 20:30

Yıllar boyunca Lara Croft’un defalarca yaptığı inanılmaz işleri gördükten sonra, sıfırdan bu hale gelme süreci enteresan bir deneyim yaşatıyor. Türün tek hakimi olduğu onca zamanın ardından Nathan Drake isimli bir kendini bilmeze haddini bildirme çabası üzücü olsa da, rakibi taklit etmeye değil alt etmeye çabaladığı aşikar

Video oyun tarihine adını altın harflerle kazımış serilerin “reboot” edilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz bilmiyoruz ancak biz bu duruma çok sıcak yaklaşamıyoruz. Çünkü aynı oyunu günümüz seviyesine taşıyan “remaster” versiyonun aksine burada seriyi alıp, tamamen baştan yaratma fikri yatıyor. Çok sıcak yaklaşamıyor olmamızın sebebi ise genellikle bu denemelerin hüsranla sonuçlanıyor olması. Bunlar zihnimizde yer alan ve gülümseyerek hatırladığımız anılara zarar veren yapımlar.

Ancak 2013 yılında yapılan Tomb Raider bu duruma bir istisna olmayı başardı. Popülerliği ve başarısı yokuş aşağı gitmekte olan bir seriyi alıp, her şeyi sıfırdan yeniden yarattılar. Öyle ki; ilk oyunda Lara Croft karşılaştığı engellere karşı neler yapması gerektiğini bilen bir maceracı bile değildi. En toy haliyle sıkıntıların arasına düşmüş, hayatta kalmak için çırpınan genç bir kadındı sadece. Şimdi sıra kendisinin adrenalin bağımlısı olma ve yükselme haline tanıklık etmeye geldi.

Sayfa: 1 2 3 4 5 6

Paylaş