Sonun başlangıcı; Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm “The Last of the Starks” incelemesi

06 Mayıs 2019 11:25

Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm kritik kararların, kritik anların ve kritik sonuçların bölümüydü. Peki bu bölüm bizde nasıl bir etki yarattı?


UYARI!
Devam etmeden önce uyaralım; haberimizin bundan sonraki kısmı Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm içeriğine dair spoiler içermektedir. Okuyacağınız gerçekler izleme keyfinizi kaçırabilir.


Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm yayınlanmadan önce, geçtiğimiz hafta yayınlanan 3. bölümün ardından hayli hevessizdik bu haftaki bölüme karşı. Dizinin kendi takip ettiği hikaye örgüsünde bıraktığı koca açığın ardından bir parça işleyişe tepkiliydik. Sebeplerini detaylıca buradaki inceleme yazısında da kaleme almıştık. Ancak bunu yeniden gündeme getirmemizin sebebi, aslında dördüncü bölüme karşı hissettiğimiz inançsızlıktı. Dizi artık “izleyiciyi şaşırtma” uğruna özünden vazgeçmişti ve bu bizim için bir sorundu. Ancak 4. bölüm bittiğinde içimizdeki o tanıdık duyguyla başbaşa olduğumuzu hissettik. Game of Thrones’un yarattığı o huzursuzluktu bu. Hiçbir şeyin iyiye gitmeyeceğini bildiğiniz ancak yine de bir sonraki sayfayı çevirdiğiniz o anı vermişti dizi. 78 dakikalık Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm, sadece bu sezon kıyaslandığında Game of Thrones ruhunu en iyi yansıtan ve yaşatan bölümdü bize göre. Eksileri de vardı elbet. Gelin bu bölüm neler getirmiş neler götürmüş beraber bakalım.

Yalnızlaştırılan kraliçe

Game of Thrones’un Daenerys’in hikaye dizininde işlemeye çalıştığı “Deli Kraliçe” örgüsünü açıkçası biraz zorlama buluyoruz. Ancak Daenerys’in giderek yalnızlaştığı bir gerçek. Geçtiğimiz incelemelerde Dany’nin olmayan “sağ duyusunun” Jorah Mormont olduğundan bahsetmiştik. Bu bölüm ile Sör Jorah’ı son yolculuğuna uğurladık. Yani Dany’nin sağ duyusu da onunla beraber gitti. Öte yandan Sör Jorah, Dany’nin aklındakileri korkmadan anlatabileceği çok az sayıda insandan biriydi. Güvendiği de. Tyrion her ne kadar yanında olsa da Dany’nin ona tam olarak güvendiğini söylemek mümkün değil. Varys desen aynı şekilde. Missandei de bu isimlerden biriydi ancak bölümün sonunda infazın merkezinde yer alarak ona da veda ettik. Yani günün sonunda aslında Cersei ve Daenerys, savaşın iki uç tarafı olmasına rağmen aynı kaderde buluşan iki isim oldu bu bölüm. Cersei’nin kendinden başka güvenecek kimsesi yok, Daenerys’in de öyle.

Bu bölüm karakterin nasıl kabul görmediğine de şahit olduk. 2 ejderha ve onlarca adamla, son vuruşu yapması için Arya’ya zaman kazandıran Daenerys oldu. Yine Kışyarı’nın bu kadar uzun süre tutulması da onun sayesindeydi. Ancak gün sonunda kahraman ejderhaya bağıran Jon Snow ilan edildi. Daenerys’in Gendry’e karşı cömertliği dahi onu öne çıkaramadı. Çünkü orası Jon Snow’un bölgesiydi ve Jon Snow’a güveniyorlardı. Targaryen kızına değil. Burada paranoya devreye giriyor. Daenerys, tahttaki yerinin pamuk ipliğine bağlı olduğunun farkında. Jon ona isterse onlarca kez diz çöksün, diyarın gerçek kontrolünü ele geçiremeyeceğinin farkında. Bu yüzden Jon’dan gerçek kimliğini bir sır olarak saklamasını istedi. Ancak işler orada da istendiği gibi gitmedi.

Yalnız kalan Daenerys’in kararları ise bu boşlukla etkilenecektir. Bu bölüm hiç beklemediğimiz bir yerden dev bir ok yedik. Daenerys’in biricik çocuklarından bir diğeri, Rhaegal, beklenmedik bir donanma saldırısıyla öldü. Qyburn, Kral Toprakları’nda boş durmayarak hem kalenin surlarına hem de gemilere yerleştirilmek üzere pek çok arbalet üretmiş. Bu da yine yasta ve hayli paranoyak olan kahramanımızda büyük bir yara açtı. Ancak fitili ateşleyen Missandei oldu.

Dracarys!

Final sahnesi şüphesiz Emilia Clarke’ın şu sezona kadar oynadığı en inandırıcı sahneydi. Öfkenin onu yediğini, bitirdiğini izledik. Daenerys Targaryen, oraya adım attığı an Missandei’yi kurtaramayacağını biliyordu. Yine de “danışmanlarını” dinleyerek barışçıl bir çözüm için konuşmaya gittiğinde bir diğer büyük kaybı yaşadı. Herhangi bir alternatif evrende, zamanda, kitapta, hikayede, herhangi bir noktada Cersei’nin teslim olması zaten düşünülemezdi. Tyrion da bunu biliyordu, Varys de. Ancak yine de işler bu şekilde ilerledi. Peki Missandei’nin Dracarys sözü ne anlama geliyor?

Missandei oraya çıktığında kurtuluşunun olmadığının farkındaydı ne yazık ki. Dracarys sözü ise doğrudan Daenerys Targaryen’e verilen mesaj. Missandei diyor ki, bu şehri içindekilerle beraber yak, yık, yok et. Tüm bu olanlardan sonra Daenerys’e “Deli Kraliçe” yaftası yakıştırmak ise hayli komik. Varys’in “diyarın iyiliği için Jon’u seçin” temalı konuşmalarında örgüyü biraz değiştirirsek; Missandei’nin yerini Sansa ya da Arya alsa örneğin. Sansa’nın kopan kafası bir yana vücudu bir yana düşse mesela. Jon Snow’un sakin kalabildiği bir alternatif bize gerçekçi gelmiyor açıkçası. Şu noktada bu kadar yalnızlaştırılmış, elindeki tüm askeri kaybetmiş, en güvendiği iki kişi ölmüş ve bir çocuğu daha öldürülmüş biri için Daenerys fazla makul davranıyor bize göre. Belki de yakım işlemlerine Varys’den başlamalı.

“Taht oyunlarında ya kazanırsın ya da ölürsün”

Ne yazık ki taht oyunları bu şekilde ilerliyor. Bunu bize söyleyen ilk kişi yine Cersei’den başkası değil. Ned Stark’la olan konuşmasında, dizide de Cersei’nin o meşhur cümlesi geçiyor. “Taht oyunlarında ya kazanırsın ya da ölürsün.” Başka bir alternatifi yok. Cersei için de bu oyunun başka bir sonu olamazdı zaten. Cersei’nin bu cesur kararları da buradan geliyor aslında. Düşmanı olabildiğince provoke etmeye çalışan Cersei, hata yapmasını bekliyor. Bir ejderha daha kaybetmesi durumunda Daenerys’in kazanma şansı neredeyse imkansız diyebiliriz.

Öte yandan Cersei’nin bu hamlesi Daenerys’i belki kör etmeyecek ancak 5. bölümde çok ahmakça “savaş hamleleri” görmemiz olası. Rhaegal öldürüldükten hemen sonra arbaletlere doğrudan dalışa geçmesi gibi… Bu ve benzeri cesur kararlar 5. bölümde Daenerys’in çok ciddi şekilde yaralanmasına sebep olabilir.

Manipülasyon ustası

Jon ve Daenerys arasındaki ilişkide Dany açık bir şekilde “aralarının eskisi gibi olabilmesi için” Jon’un kimseye kim olduğunu söylememesi gerektiğini belirtse de, Jon ailesiyle bu bilgiyi paylaştı. Bilgi ise Game of Thrones evreninde her zaman güç anlamına geliyor. Ve bunca zaman Cersei’nin yanında eğitim görmüş olan Sansa bu fırsatı altına çevirmeye karar verdi. Sansa’nın bu bilgiyi Tyrion’a sızdırmasının işleri değiştireceği karakter tarafından hesaplanmıştı. Herkes Kral Toprakları’na gitmeden önce tek bir şansı vardı ve karakter bunu değerlendirmekten çekinmedi. Sansa’nın Daenerys’ten nefret ettiği açık. Kral Toprakları’na gitmeden onun otoritesini de sorgulaması arada soğuk rüzgarlar esmesine sebep olmuştu. Nitekim Kuzey’i vermek istemeyen Sansa, çözümü Daenerys’i dolaylı yoldan alt etmekte buldu. Varys’in bu bilgiyi öğrendikten sonra yeni hesaplamalar yaparak belki de Daenerys’i öldürmenin daha iyi olacağı düşüncesine kapılması ise çok kısa bir süre aldı.

Hala Daenerys ve Jon’un “evlenmemesi” durumunun aşırı zorlama olduğuna inansak da hikaye şu an Dany’nin tek başına hükmetmek istediği şeklinde ilerliyor. Dizi bizi artık son döngüde mutlak sona hazırlıyor gibi görünüyor.

Jaime’nin kararı

Gelelim Bronn ve Lannister kardeşlere. Bronn elbette gördüğümüz andan beri işin para tarafında olan bir karakter ve şansını kazanandan yana kullanmak istiyor. Hal böyle olunca Cersei’nin tüm korkutuculuğuna rağmen, Tyrion ve Jaime ile pazarlığa oturuyor. Bronn’un bu tercihi pek çok açıdan mantıklı. Zira Cersei diyarın en güvenilir insanı değil. Öte yandan iki ejderhalı bir kraliçe başa geçerse zaten vadedileni alamayacak. Sürekli dile getirilen ama elde edemediği “Lord’luk” unvanını biraz daha ertelemekte çekinmiyor gibi görünüyor.

Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm finali Jaime’nin hayli kritik kararıyla yapıyor ve Jaime, Cersei’ye dönmeyi seçiyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri Jaime’nin Cersei’nin hala hamile olduğuna inanması. Ölen Rhaegal ve infaz edilen Missandei sonrası Daenerys’in artık uzlaşmaya açık olmadığını anlayan Jaime, Brienne ile konuşmasında kendisiyle de yüzleşiyor. Aynı zamanda 2. bölümde Tyrion’ın sözlerine de geri dönüyoruz. Jaime, Cersei’yi ne olduğunu bile bile seviyor. Şu noktada Jaime’nin bu hareketini aşırı anlamsız kılan en büyük detay Cersei’nin onu öldürmesi için Bronn’u göndermesi ama Jaime’nin bu düşünmemesi. Kral Toprakları’na döndüğünde Cersei’nin Euron ile devam ettiğini öğrendiğinde karakterimiz nasıl tepki verir bilmiyoruz. Ancak Kışyarı’nı terk etme anındaki iç güdüsünün Cersei’nin hamile olduğuna inanması olduğunu düşünüyoruz. Cersei aynı bebek hikayesiyle bu kez Euron’u kontrol etmeye çalışıyor tabii.

Öte yandan zaten Jaime’nin bir şekilde Kral Toprakları’na dönmesi de gerekiyordu diye düşünüyoruz. Cersei’nin kehanetini sonlandırmaya karar verirlerse bunu yapacak kişinin Jaime olma ihtimali hayli yüksek. Tabii Arya da Kral Toprakları’ndaki hesabını kapatmak için Tazı ile yola çıkmış durumda. Cersei’nin ölümü için Arya’dan daha iyi bir alternatif düşünmek de zor açıkçası. Ayrıca Tazı’nın gelişi heyecanla beklenen Tazı ve Dağ dövüşünü de müjdeliyor.

Game of Thrones 8. sezon 4. bölüm ile Ghost’a veda

Bizi bölümde en çok rahatsız eden Jon’un Ghost’a duygusuz vedası oldu. Yazarlar ve yaratıcılar Jon ile Ghost ilişkisini o kadar kötü ve yanlış işledi ki… En başında çok daha iyi başlayan bu ilişki giderek söndü ve sanki Ghost önemsiz bir detaymış gibi yer aldı filmde. Bu saçmalığın herhangi bir “bütçesel” özrü yok ne yazık ki. Ghost hak etmediği bir finalle diziye veda etti. Bölümün en kötü anlarından biriydi. Yazarlar bir ejderha ve bir de ulu kurt kaybettikleri için bütçeleri rahatlamıştır herhalde diye düşünmeden edemedik.

Game of Thrones 8. sezon 5. bölüm muhtemelen sezonun en iyi bölümü olacak. Dört bir yana dağılan kahramanlarımız arasında Kral Toprakları’ndakiler bu hikayeye nokta koymadan önce son bir kez çarpışacak. 3. bölümün hayal kırıklıklarını 5. bölüm ile atabiliriz anlayacağınız. Ancak şimdiden çok emin olmayalım biz yine de…

GAME OF THRONES 8. SEZON TÜM İNCELEMELER

İlginizi çekebilir

8. sezon 5. bölüm fragmanı

Paylaş