South Park: The Stick of Truth incelemesi

21 Nisan 2014 11:12


HERKESE GÖRE DEĞİL
Ancak bütün bunlara rağmen bir şeyin altını çok net olarak çizmek gerekiyor. South Park, kesinlikle herkesin kaldırabileceği bir yapım değil. Sadece 18 yaş altındaki çocuklara uygun olmamasından bahsetmiyoruz, bir yetişkinin dahi rahatlıkla kaldırmakta güçlük çekeceği unsurlar barındıran bir animasyon dizisi South Park. Eğer daha önce izlemişseniz neden bahsettiğimizi zaten anlamışsınızdır. Ancak daha önce hiç South Park izlememiş birisiyseniz oyunu oynamadan önce size önerimiz, mutlaka en az 2-3 bölüm izlemeniz olacaktır. Animasyon sizi rahatsız ederse oyundan da uzak durmalısınız çünkü içerik ve yapı tamamen aynı.


Yapımcılar Trey Parker ve Matt Stone’un oyuna tepeden tırnağa kadar dahil olmaları sebebiyle The Stick of Truth, dizinin uzun soluklu bir bölümü gibi adeta. Oyun çıkmadan önce kafalarda oluşan en büyük soru işareti, dizinin yapısına ne kadar uyum sağlanacağı idi. Şöyle söyleyelim, kusursuz bir uyum yakalanmış. Oyunu oynarken sanki bir South Park bölümü izliyormuşsunuz da arada olaylara müdahale ediyormuşsunuz gibi bir hisse rahatlıkla kapılabiliyorsunuz. Seslendirme kadrosu tamamen aynı, kullanılan grafik tarzı tamamen aynı ve dizinin içeriği tamamen aynı. South Park: The Stick of Truth muhtemelen bugüne dek oynadığınız en komik, absürt ve “yok artık” dedirten oyun olacak.


İlk olarak hikayesinden başlayalım. South Park’ın çocukları birbiriyle kıyasıya mücadele ettikleri bir rol yapma oyunu oynamaktalar. Cartman’ın önderliğindeki İnsan ırkı ile Kyle’ın önderliğindeki Elflerin bu amansız mücadelesine biz ise kasabaya yeni taşınmış bir çocuk olarak dahil oluyoruz. Her türlü silah gücüne ihtiyacı olan Cartman ve Kyle, yeni bir çocuğun gelmesini fırsat bilerek onu kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Oyun boyunca iki tarafın da görevlerini yerine getiriyor ve bir noktada seçim yapmak durumunda kalıyoruz. Tabii bahsettiğimiz oyun South Park olunca konu bu kadar basit kalmıyor. İşin içine uzaylılar, evsizler, Al Gore, Taco Bell ve Kanada gibi unsurların eklenmesiyle konu öyle bir noktaya gidiyor ki akıllara zarar.


En az ana görevler kadar ilginç olan yan görevlerin de eklenmesiyle dolu dolu ve çılgın bir oyun ortaya çıkmış oluyor. Özellikle yan görevlerin tamamı son derece keyifli ve hiçbiri öylesine eklenmiş hissi vermiyorlar. Örneğin bir yerde rahip huzura kavuşmak için İsa’yı bulmamız gerektiğini söylüyor ve yapmamız gereken şey de İsa’yı gerçek anlamıyla bulmak oluyor. İsa’yı bulma tanımı yeterince komik ve absürt olduğundan görevi yaparken eğlenirken, görevin sonunda savaşlar sırasında İsa’yı çağırabilmemizi sağlayan bir özellik kazanmamızla ödüllendirilmiş de oluyoruz. Böylece yan görevler yapılması zorlanan bir unsur olmaktan sıyrılıp tamamen kendi isteğimizle peşlerinden koştuğumuz bir özellik kazanmış oluyor. Özellikle İsa gibi savaş sırasında çağırabileceğiniz karakterleri elde ettiğiniz yan görevleri mutlaka yapın ve sırf eğlencesine bu isimleri çağırın. Muhtemelen ihtiyacınız bile olmayacak ama yaptıklarını görmek isteyeceğinizden emin olabilirsiniz.

Sayfa: 1 2 3 4 5

Paylaş