Assassin’s Creed IV: Black Flag incelemesi

23 Aralık 2013 15:05

Suikastçının denizcilikle imtihanı Nerede durması gerektiğini bilmeyen bazı oyunlar gerçekten can sıkıcı olabiliyor. Geçmişin ve bazı eğlendirici ögelerinin hatırına oynamaya devam ediyor oluşumuz ise yaptığımız en büyük hata belki de. Assassin’s Creed: Suyunun Suyu’na hoşgeldiniz

Assassin’s Creed serisiyle ilk karşılaşmamız heyecan verici ama bir o kadar da tatminsiz bir şekilde sonuçlanmıştı. Ubisoft, ilk oyunda yaptığı en önemli hatayı çabuk fark etti ve ana karakterinin alt yapısına daha fazla odaklanması gerektiğini anladı.

İkinci oyunla birlikte Ezio’nun hayatımıza girmesiyle bir karakter nasıl yaratılmalı, oyuncu ile arasındaki bağ nasıl güçlendirilmeli bunun uygulamalı dersini görmüştük adeta. Ezio’nun gençlik ateşi, hataları, üzüntüleri vb. pek çok duygusal değişimini beraber deneyimlemiştik Assassin kıyafetini giymeden önce. O kıyafeti üzerimize geçirdiğimizde ise ne yapmamız gerektiğini çok iyi biliyorduk artık, çünkü hepsinin bir anlamı vardı. Öyle ki, bu formülün tutmuş olduğunu gören Ubisoft serinin dördüncü oyununda Altair’in de öyküsünü derinleştirme yoluna gitti. Ancak sonrasında ofiste her ne olduysa, Connor ve Edward gibi iki hata önümüze sunuldu.

Sayfa: 1 2 3 4 5

Paylaş