Sadece 20 tane eşi olan bir arazi canavarı: 1958 Land Rover Series II Curthberson

15 Temmuz 2017 17:00

Gerçekleştirilen özel bir restorasyon sürecinin adından ilk günkü kondisyonuna getirilen araç meraklısı için dudak uçuklatan bir rakama satılık.

Arazi kabiliyeti denildiği zaman aklımıza ilk gelen ve SUV sınıfının çıkış noktası olarak da sayabileceğimiz markalardan olan Land Rover, kurulduğu yıl olan 1948’den beridir karakteri ve kültüründen ödün vermeden yoluna devam ediyor. Kuruluşla birlikte başlangıcını yaptığı ve neredeyse kırk yıl devamını getirdi “Series” modelleriyle otomobil tarihinde kendi standartlarını belirleyen Land Rover’ın, Series II ile birlikte dönemine damga vurduğunu markaya ilgi duyan herkes kolaylıkla hatırlayacaktır. SUV modellerinin çoğunluğunun şehirli olduğu günümüzde dahi bu şöhretini koruyan Series II, İngiltere merkezli bir ekip tarafından yorumlanarak o dönem adeta bir tanka dönüştürülmüştü. Fabrika çıkış genetiğinde bile en zorlu şartların üzerinden gelebilmek için tasarlanan bu canavarın paletle neler yapabileceğini merak eden James Cuthbertson ekibi ortaya kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir iş çıkartmıştı. Sadece 20 taneyle sınırlı şekilde gerçekleştirilen bu projenin bugün ayakta duran en sağlamlarından olan proje “Ben buna sahip olmak istiyorum” diyenler için satılık durumda.


Üretildiği süreç boyunca iki kapı pickup formunun yanı sıra tamamen arazi tabanlı dört kapı kasalarla sunulan Series II’nin bu versiyonu sizin de tahmin edebileceğiniz üzere yüksek hızlara çıkabilmek adına ortaya çıkmadı. Saatte maksimum 32 kilometre hıza erişebilen Curthberson’lar dünyanın en zorlu koşullarını bile alt edebilecek yeteneğe sahip. Tanklardan çok daha hafif oldukları için askeri kullanım için de uygun görülen aracın şu anda karşımızda duran örneğinin bu kadar iyi kondisyonda olmasının sebebiyse yetenekli eller tarafından restore edilmiş olması. Bonhams tarafından gerçekleştirilen restorasyon sürecinin ardından şu anki halini alan araç için talep edilen ücretse 60.000 sterlin civarında. Evet, her güzel şeyin bir bedeli var öyle değil mi?
Paylaş