Total War: Rome II incelemesi

01 Kasım 2013 11:27

ELVEDA ESKİ DOST! EĞER STRATEJİ TÜRÜNÜ SEVİYORSANIZ TOTAL WAR İSMİNE AŞİNA OLMAMANIZ MÜMKÜN DEĞİL. İLK ROME VE ARDINDAN GELEN EMPIRE İLE SHOGUN 2 OYUNLARINDAN SONRA HERKES HEYECANLA ROME II’Yİ BEKLEMEYE BAŞLAMIŞTI. SERİNİN EN BÜYÜK OYUNUNUN, KARŞIMIZA EN BÜYÜK SORUN VE HAYAL KIRIKLIKLARIYLA ÇIKACAĞINI İSE TAHMİN ETMİYORDUK

Serinin en büyük oyunu… Söylemesi kolay ancak gözle görüldüğünde dahi inanması güç bir durum bu. Oyunun haritası o kadar büyük ki nereden başlayacağınızı, nereye ilerlemeniz gerektiğini düşünmek için bile saatler harcayabilirsiniz. Başlangıç noktanızı belirleyebilirseniz bu kez de neyin ne olduğunu öğrenmek için birkaç saatinizi gözden çıkarın. Hepsi tamam mı? Artık bilgi sahibi bir şekilde, başlangıç noktanızı ve tahmini planlarınızı yapmış bir şekilde oynamaya hazırsınız. O halde bu devasa haritaya yerleştirilmiş yüzlerce bölge arasında sıra tabanlı bir şekilde sıranın size gelmesini beklemenin doyumsuz hazzını (!) yaşamaya başlayabilirsiniz. Evet, yıllardır sıra tabanlı olan ve yine aynı şekilde yıllardır sıranın size gelmesini keyifle beklemenizi sağlayan Total War, Rome II ile birlikte bu bekleme anlarını işkenceye çevirmiş durumda. Hayal kırıklıklarına biraz erken başladık sanırım?

BÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLMEK
Creative Assembly, bir şey ne kadar büyükse o kadar iyidir diye düşünmüş anlaşılan. Ana haritanın sahip olduğu çeşitliliğe, seçilebilir devlet sayısına, bölünmüş eyalet sistemine ve doğanın bize sunduğu her türlü farklılığı cömert bir şekilde önümüze sunan coğrafi yapıya şapka çıkartıyoruz. Ancak, bu yapı keyifli bir oynanışla beraber gelmediği, içeriği sağlıklı bir şekilde sunmadığı ve olacaklar üzerine heyecan yaratmadığı takdirde nasıl bir anlam ifade edebilir ki? Yaptığınız hataların hiçbir öneminin olmadığı ve verdiğiniz başarılı kararların sizi zerre tatmin etmediği ilk Total War oyunu olmuş Rome II. Peki bu nasıl olabilir?

İşinin ehli, yıllardır ne yaptığını çok iyi bilen bir firma nasıl böyle bir hataya düşebilir? Hiçbir fikrimiz yok açıkçası. Ancak savaş mekaniklerinden diplomasiye, ekonomiden şehir yönetimine kadar her noktada çuvallayan bir yapıyla karşılaşmış olmak büyük hayal kırıklığı oldu bizim için. Nasıl olduğunu tam olarak anlayamadığımız bir şekilde, çok rahat geliştiğimiz, çok rahat büyüdüğümüz ve çok rahat bir şekilde “tek güç” haline geldiğimiz hikayeler yaşattı oyun bize. Ancak Total War bu değil ki.

Total War, yapılan en ufak hatanın dahi cezasız kalmayacağını hatırlatan ve bunun bir getirisi olarak verilen akıllıca kararlardan oyuncuların keyif almasını sağlayan bir oyundu. Şimdi ise hoşumuza giden bölgeyi ele geçirdiğimiz, diplomatik sürtüşmeleri umursamadan işgal ettiğimiz şehirleri yakıp yıkabildiğimiz, esirleri katletmenin insanlık suçu sayılmadığı bir oyun var karşımızda. Yapay zekanın her yeni oyunla gelişmesini beklerken Rome II ile dibe vurduğunu çok net bir şekilde gözlemliyorsunuz. Saldırdığınız devletin ordu gücünün ancak yarısı kadar kalabalık bir birlikle atağa geçtiğinizde, düşman birlik ocakta yemeğini unutmuşçasına kaçıyorsa ve tek yapabildikleri, kaybettikleri şehirlerini “sonradan” cılız birliklerce geri almaya çalışmaksa kusura bakmayın ama biz orada yokuz.

Diyelim şans eseri saldırdığınız devlet kendisini savunmayı akıl edebildi. Sur önünde saldırıyı beklerken oyuna yeni eklenen bir sistem sayesinde kendi birliklerimiz de zarar görmeye başladığından sıkıntıya düşeceğinizi zannediyorsunuz. Açlık, hava şartları, iç anlaşmazlıklar gibi etkenler ordumuzu zayıflatırken çıkmış olduğunuz seferden pişman olma noktasına tam geliyorsunuz ki tak, bir bakmışsınız birkaç tur içinde ordunuz sapasağlam ve rakibini alt etmiş durumda. Ben bir savaştan çıktım, yaralarımı sarmam, kendime gelmem lazım diye düşünürsünüz değil mi? Yok öyle bir dünya, sevgili kullar olarak tüm birliklerimiz oldukça hızlı bir şekilde kendilerine geliyor. Hal böyle olunca da, ne bir yeri ele geçirmek sıkıntı oluyor ne de savaş sonrası gelebilecek bir saldırıdan çekiniyorsunuz. Yapacağınız şey çok basit, oyun başladığında para getirecek binaları derhal kurmak ve komşu devletlerle aranızı iyi tutmak. Bir bakmışsınız ki önünde kimsenin duramadığı bir orduya sahip olmuşsunuz ve babanızın bahçesinde top koşturuyormuşçasına haritayı boydan boya tavaf ediyorsunuz.

Sayfa: 1 2 3 4

Paylaş