Transistor incelemesi

17 Haziran 2014 09:54


BENZER YÖNLER
Oyunumuz Cloudbank isimli fütüristik bir şehirde geçiyor. Yönettiğimiz karakter olan Red ise bu şehirde görev alan ve tanınmış bir şarkıcı. Şehir, Camerata isimli bir grubun yönettiği Process isimli robot gücünün saldırısı altında ve Red de bu saldırıdan nasibini alarak sesini kaybediyor. Oyuna ismini veren kılıç olan Transistor ile yolumuzun kesişmesi de tam bu sırada gerçekleşiyor. Ölü bir adamın bedeninden çekip çıkardığımız Transistor, isminin hakkını vererek bünyesinde barındırdığı adamın sesiyle bizimle iletişim kuruyor. Zaten oyundaki her şeyin ismi “betimleme” yönüyle kullanılmış. Kılıcımızın isminin neden Transistor olduğu çok barizken, karakterimizin neden “Red” olduğunu da ilk gördüğünüzde anlıyorsunuz.


Bastion’ı oynayanlar hatırlar, hikaye oyuncuya bir dış ses aracılığı ile aktarılır. Burada da benzer bir yöntem kullanılıyor ancak bu kez elimizdeki kılıç aracılığı ile öğreniyoruz her şeyi. İki oyunun karakteristik anlamda benzeştiği yönlerden birisi bu. Bir diğeri ise tamamen aynı şekilde kullanılan izometrik kamera açısı. Oldukça başarılı olan bu görsel tercihin değiştirilmemesi çok yerinde bir karar olmuş çünkü Transistor bu haliyle gerçekten muazzam görünüyor. Çevre tasarımları da o dünyanın havasına çok yakışmış.

YENİ ARAYIŞLAR
Ancak önemli olan halef ile selefin ayrıştığı noktalar. Burada en önemli farklılık dövüş sisteminde gerçekleştirilmiş. Transistor’da gerçek zamanlı ve sıra tabanlı dövüş mekaniklerinin bir kombinasyonu kullanılıyor. Bu sistemin oldukça ilginç ve yaratıcı olduğunu söylememiz gerekli. Düşmanlar üzerinize geldiğinde anlık olarak saldırabildiğiniz gibi, zamanı durdurarak belirli saldırıları seçip sonuçlarını izleyebiliyorsunuz da. Red, yapısal olarak ne çok hızlı ne de çok güçlü bir karakter olmadığından zamanı durdurma yeteneğinin olması hayati bir önem arz ediyor.


Düşmanlar öldürme anlamında fazlasıyla istekliler ve doğru planlamayı yapmazsanız mutlaka ölüyorsunuz. Tabii bu zamanı durdurma yeteneği devamlı kullanabileceğiniz bir özellik değil. Yaptıktan sonra bir bekleme süresi bulunuyor ve bu süre boyunca savunmasız kalıyorsunuz. Bu nedenle yaparken iki kez düşünmeniz gerekiyor. Savaş alanındaki tek avantajınız bu değil neyse ki. Oyunda pek çok yetenek bulunuyor ve bu yeteneklerin kullanılma çeşitliliği gerçekten inanılmaz. Her bir yeteneği aktif, pasif veya geliştirme özellikleriyle kullanabiliyorsunuz ve bu size savaşlarda çok ciddi bir hareket alanı sağlıyor.


TEKER TEKER GELİN!
Child of Light incelemesinde başarılı küçük oyunların altın değerinde olduğundan bahsetmiştik. Böyle oyunlar keşke daha çok gelse derken aynı ay içerisinde bir tanesiyle daha karşılaşmamız büyük mutluluk oldu. Transistor, Bastion’ı oynamış ve keyif almış herkese tavsiye edebileceğimiz bir oyun. Özellikle önceki oyunda olduğu gibi müzik kullanımıyla öyle başarılı bir iş çıkarılmış ki, oyunun sonuna geldiğinizde duygularınıza hakim olmakta gerçekten zorlanacaksınız…

Sayfa: 1 2 3 4 5

Paylaş