reklamı kapat

POPÜLER

Android vs. iOS

Siz hangi taraftasınız? Android’in iOS’i üzen özellikleri

23 Ekim 2017

Android ve iOS arasındaki rekabet ilk günkü gerginliğini koruyor. Peki Android işletim sistemini iOS‘in önüne geçiren özellikler neler dersiniz?

Hem Android hem de iOS kullanıcılarının kullandıkları işletim sistemini tercih etmek için fazlasıyla haklı sebepleri var. Ancak gelin birlikte rekabete Android cephesinden bakalım. Android’i iOS karşısında güçlü kılan şeyler nelermiş sıralayalım.

Kişiselleştirme

iOS işletim sistemi arayüz kişiselleştirme konusunda pek bir çekingen. Öte yandan Android bu konuda kullanıcılara neredeyse sınırsız özgürlük sunuyor. Hemen her cihaz ön yüklü birkaç temayla gelirken, cihazların kendi tema mağazalarında daha fazla seçenek bulunabiliyor. Böylelikle uygulama ikonlarından yazı tarzına kadar hemen her şeyi değiştirebilir, kendi özel temanızı oluşturabilir ve her sıkıldığınızda yeni bir deneyim yaratabilirsiniz.

Android’de kişiselleştirmeyi bir adım daha yukarı taşımak mümkün. Android açık kaynak kodlu bir sistem olduğu için pek çok telefon üreticisi kendi arayüzünü yazıyor. Ancak bu arayüzle sınırlı kalmak zorunda değilsiniz. Nova Launcher ve benzeri “Launcher” uygulamalarıyla telefonun arayüzünü de baştan aşağı değiştirebilirsiniz.

Çeşitlilik

Android işletim sistemi sadece kişiselleştirme alanında değil, donanım alanında da kullanıcılara pek çok alternatif sunuyor. Farklı markaların farklı tasarımlarla ortaya çıkardığı cihazlar arasından kullanıcılar dilediklerini seçebiliyor. Plastik, metal, cam gövde seçeneklerinin yanı sıra birbirinden farklı tasarım detayları ve renk seçenekleriyle Android ürün yelpazesini geniş tutuyor. iOS tarafında ise gün sonunda ya iPhone alacaksınız ya da iPhone alacaksınız…

Her bütçeye uygun

Ürün çeşitliliği beraberinde ulaşılabilir fiyatları da getiriyor. Farklı segmentlerde ürünler kullanıcıya fiyat alternatifleri sunuyor. Üstelik artık orta segment cihazların da amiral gemisi modellerden aşağı kalır yanı yok. Samsung’un Galaxy A serisi, Huawei’nin Lite modelleri buna verilecek en iyi örneklerin başında geliyor. Öte yandan uygun fiyatlı amiral gemileri de mevcut. Çin’in Apple’ı olarak adlandırılan Xiaomi kullanıcılara pek çok alternatif sunuyor.

Esnek platform

Android geliştiriciler için de iOS’ten daha esnek çözümler sunuyor. Apple’ın mağazasında uygulama yayınlamak pek de kolay sayılmaz. Apple’ın ön koşullarının tamamına uymalı, senelik de 99 dolar ödeme yapmalısınız. Günlerinizi harcadığınız uygulama ise tek bir sebepten dahi reddedilebilir. Android içinse durum farklı. Uygulamayı geliştirdikten sonra tek seferlik olmak üzere 25 dolar ödeyerek uygulamanızı mağazaya sokabilirsiniz.

Dışarıdan uygulama yükleme

Android’in sunduğu özgürlüklerden biri de uygulamaların dışarıdan basitçe yüklenebiliyor oluşu. .apk uzantılı dosyaları, telefonunuzu bilgisayara bağlayarak basit bir şekilde yükleyebilirsiniz. Ancak burada küçük bir uyarıyı da yapmamız gerek. Bu uygulamaları dışarıdan telefonunuza yüklediğiniz için kötü niyetli yazılımlara davetiye çıkardığınızı da söyleyelim.

Multitasking

iPhone’larda olmayan bir diğer özellikle çoklu ekran özelliği. Her ne kadar iPad Pro’da kendini gösterse de ekran bölme özelliği iPhone’larda kullanılamıyor. Ancak pek çok Android cihaz bu özelliği destekliyor. Bu sayede ekranı ikiye bölerek bir yandan video izleyip bir yandan da sosyal medyada gezmeye devam edebilirsiniz.

Widget

Her ne kadar iPhone bu alanda çalışmalar yapsa da ne yazık ki sunduğu Widget desteği Android’in yanına dahi yaklaşamıyor. En basitinden Facebook, Twitter gibi sosyal medyalardaki en yeni paylaşımları uygulamaya girmeden ekranınız üzerinde görüntüleyebilirsiniz. Kişiselleştirme ve kullanım alanında şüphesiz Widget fark yaratıyor.

Google’ın gücü

Android cihazınızı kurarken Google hesabınızı girdiğiniz için Google’ın pek çok alt uygulamasını da kurmuş oluyorsunuz. E-posta uygulamasından Google Haritalar’a uzanan bu liste, basit bir e-posta adresini kurulumda girerek kullanıma hazır hale geliyor. Ayrıca Google’ın uygulamalarının Android’de daha iyi çalıştığını da söylemek gerek.

Kişisel ROM kullanımı

Android bir cihaz aldığınızda bu cihaz stok ROM’la yüklü gelir. Yani mevcut yazılımı ve yapabilecekleri, üretici firma tarafından ayarlanmış, arayüzü hazırlanmış ve size sunulmuştur. Ancak dediğimiz gibi, Android açık kaynak kodlu bir sistem. Bu da cihazınıza farklı ROM’lar yüklemeyebilmenizi sağlıyor. Üstelik yeterli yazılım bilgisine sahipseniz bu ROM’lar üzerinde ayarlamalar yapabilir, kendi ROM’unuzu yazabilirsiniz. Geliştiriciler tarafından hazırlanmış pek çok ücretsiz ROM bulabileceğiniz gibi, ücretli alternatifler de elbette internette mevcut. Ayrıca eğer cihazınıza Android’in en yeni güncellemesi geliştirici firma tarafından sağlanmamışsa, kişisel ROM’larla cihazın sürümünü yükseltmeniz de mümkün. Ancak yazının başlarında da belirttiğimiz gibi, dışarıdan müdahalede kötü niyetli yazılımlara karşı açık gözlü olmakta fayda olduğunu yeniden belirtmek isteriz.

Google Assistant & Google Now

Google Assistant, Android’in en güçlü kozlarından biri. Yapay zeka konusunda rakiplerinden ileride olan Google Assistant, kendi ekosisteminde çok başarılı bir sanal asistan olarak öne çıkıyor. Google Now ise tüm planlarınızı listeleyen ideal bir platform adeta. Özellikle Gmail kullanıyor ve ajandanıza düzenli olarak kayıt alıyorsanız uçuşlarınızdan programlarınıza hemen her şeyi Google Now’da görüntüleyebilirsiniz. Ayrıca günlük haberleri de listeleyen sistem alışkanlıklarınızı da algılıyor. Eve gelme sürenizden, trafikte geçirdiğiniz vakte kadar… Google da yaptığınız son aramaları da basit bir şekilde listeliyor.

Google Assistant ise esasen daha fazlasını sunuyor. Sesli komutlarla yönetebileceğiniz asistanın bizim için en büyük eksisi Türkiye’de çok sınırlı bir kullanım sunuyor olması. Asistana sesli bir şekilde alarm kurmasını söylediğinizde istediğiniz saatte alarmı kurarken bir uygulamayı indirmesini söylediğinizde bunu Google’da aratıyor. Burada küçük detay bir bilgi girelim, Siri de uygulamayı indirmiyor ama uygulama mağazasında aratıp buluyor. Öte yandan Samsung’un Bixby’si her ne kadar Türkçe anlamasa da İngilizce olarak bir uygulamayı indirmesini söylediğinizde Google’ın mağazasında o uygulamayı bulup indirmeye başlıyor.

Google Assistant, “Hava Durumu Nasıl?”, “Sinemada hangi filmler var?” gibi sorulara cevap verebiliyor. “X’i ara” dediğinizde de arayabiliyor. Türkçe dil desteği geliştirildiği takdirde daha gelişmiş bir deneyim sunacağına ise şüphe yok.

Çift SIM

iPhone’ların sahip olmadığı bir diğer özellik ise çift SIM kart desteği. Her Android cihazda yok belki ancak dediğimiz gibi Android geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Özellikle iş hattı ve kişisel hatta sahip kullanıcılar için iki telefon adeta bir külfet. Bunun yerine çift SIM destekleyen bir Android cihaz tüm sorunları çözüyor.

Chat balonları

Çok küçük bir detay gibi görünebilir ancak Android’in chat balonları çok işlevsel bir özellik olarak öne çıkıyor. Messenger’dan gelen mesajları cevaplamak için bulunduğunuz uygulamadan çıkmanıza gerek kalmıyor. Böylelikle tek bir uygulamada hapis olmuyorsunuz.

Hafıza problemi

iPhone kullanıcıları cihazların sunduğu hafızayla yetinmek durumunda kalıyor. microSD kart desteklemeyen cihazların hafıza sorunu bulut servislerine emanet. Öte yandan Android tarafında pek çok cihaz microSD kart ile hafızayı artırabiliyor. Aynı şekilde Android cihazların bazıları kutudan OneDrive ya da Drive gibi bulut servislerinde “ücretsiz” hafıza alanı sunabiliyor.

Peki iOS’in Android’i üzen özellikleri yok mu? Onları da şuradan okuyalabilirsiniz.

Başta sorduğumuzu şimdi tekrar soralım; siz hangi taraftasınız?