reklamı kapat

POPÜLER

Ford

Ford’dan elektrikli otomobilleri “benzinli gibi” şarj etmek için önemli hamle

Purdue Üniversitesi ile gerçekleştirilen ortak çalışmanın ışığında patent alan Ford, elektrikli araçlar için yatırımlarına devam ediyor.

Glasgow’da kapılarını açan iklim konferansının de merkez maddelerinden birisi olan ulaşımda elektrik dönüşümü, bugün koşulsuz şartsız her markanın gündeminde. Geriye dönüp son birkaç yıllık periyoda baktığımızda bu segmentteki model çeşitliliğinin ne kadar hızlı ve şekilde arttığını kolaylıkla görebiliriz. Model bazlı olarak artış umut vadederken, süreci kullanıcı tarafından değerlendirdiğimiz hala şarj altyapısı ve hızı gibi hayati noktaların yaygın ve istenilen noktada olduğunu söylemek güç. Bunun farkında olan markaların bir yandan da elektrikli araçların şarjını daha kısa sürede tamamlayacak çalışmalar yaptığına şahit olmaya devam ediyoruz. Şu sıralar F-150 Lightning’e gelen olumlu geri dönüşler ışığında elektrik gündeminde olan Ford, bu modelleri benzinli otomobiller kadar hızlı şarj edebilmek için önemli bir patent hamlesine girişti. Amerikalı üretici bunun için Purdue Üniversitesi ile ortak çalışma yürütüyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ford ve Purdue Üniversitesi’nin patenti kablolar üzerine yoğunlaşıyor

Ford ve Purdue Üniversitesi’ni bir araya getiren çalışmanın detaylarına baktığımızda, ekibin hızlı şarj niteliği sağlayan ünitelerin kablolarına odaklandığını görüyoruz. Şarj yoğunluğunun da etkisiyle süreyi uzatan en önemli negatif etmenlerden biri olarak gösterilen “ısınma problemi” için çalışan ekip, bunun için kablolara eşsiz bir tasarım geliştirmeye hazırlanıyor. Bu özel kabloların içerisinde ısı yönetimini sağlayan sıvı soğutma birimlerinin konumlandırılacak olması şu aşamada paylaşılan detaylar arasında. Ford, çalışmaların beklenen sonucu vermesi durumunda, elektrikli araçların geleneksel modellerdeki dolumu aratmayacak kadar hızlı sürede kayda değer menzil seviyelerine gelmesini umuyor. Çalışmaları yürüten Purdue Üniversitesi’nden Profesör Issam Mudawar, laboratuvar ortamındaki çalışmaların ardından önümüzdeki iki yıl içerisinde gerçek dünya testlerine başlanabileceğini vurguluyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İlginizi çekebilir