reklamı kapat

POPÜLER

Volkswagen I.D. Vizzion

Sürücüye elveda diyen kokpiti ve hologram teknolojisiyle gelecek artık çok yakın: Volkswagen I.D. Vizzion

06 Mart 2018

Cenevre Otomobil Fuarı’nın merakla beklenen projelerinden Volkswagen I.D. Vizzion da yüzünü gösterirken, katılımcıların içerisinde geleceğin artık hiç de uzak olmadığı düşüncesinin hakim olacağına hiç şüphe yok.

Volkswagen’in elektrikli I.D. ailesine katacağını duyurarak bir süredir paylaşılan ipuçlarıyla bizleri fikir sahibi yaptığı yeni konsept modeli Vizzion, Cenevre’nin basın günün başlamasıyla birlikte örtülerinden kurtulanlar arasına dahil oldu. Sedan geleceğini temsil edecek olan bu konsepti 2022 itibarıyla seri üretime geçirmeyi amaçlayan Volkswagen cephesi ise, burada sunduğu tüm teknolojinin dört yıl içerisinde hayata geçmeyeceğinin de altını çiziyor. Bahsi geçen teknolojilerin başında ise şüphesiz beşinci seviye otonom sürüş teknolojisi gelmekte. Vizzion’da gördüğümüz gibi herhangi bir direksiyon ve pedalın kullanılmadığı beşinci seviye otonom teknolojisinin 2030 sonrasında aktif kullanıma geçirilebileceğini hatırlatarak, konseptin öne çıkan özelliklerine odaklanmaya başlayalım.

Ebatlar – Donanım

Volkswagen I.D. Vizzion’un nasıl bir otomobil olduğunu kafamızda çok daha net bir şekilde canlandırabilmek adına ilk olarak ebatlarına bakmakta fayda var. Karşımızda 5,16 metrelik toplam uzunluğa, 1,5 metrelik genişliğe ve 3,09 metrelik aks mesafesinde sahip konsept bir otomobil var. Bu da Vizzion’un 4,8 metrelik Arteon‘dan hatırı sayılır oranda uzun olduğu anlamına geliyor. Sunulan aks mesafesi ise neredeyse Mercedes S-Serisi ve BMW 7 Serisi gibi devlere denk. Tüm bu dikkat çeken değerlerin yanına bir de direksiyon ve konsolun olmayışını eklediğimizde, içeride sunulan yaşam alanın ne kadar geniş olduğunu hayal etmek de kolay hale geliyor.


I.D. Vizzion’un tasarımsal parçaları ise alenin önceki versiyonlarıyla büyük oranda benzerlik göstermekte. Aydınlatmalı marka logosunun, HD Matrix ışıklandırma grubuyla güzel bir ahenkle tamamlandığı araçta 24 inç‘lik aerodinamik jant seti de hemen farkını hissettiriyor. Vizzion’un en güzel sürprizlerinden birisi ise kapılarının tersi istikamete doğru açılıyor olması. Bu da aracın kullanıcısını kucaklayarak karşılayacağını gösteriyor ki artık yapay zeka desteğinin konuşulduğu şu günlerde arabalarımızdan “sevgi ve şefkat” görmek hiç de fena olmaz. Kapıları açıp içeriye girdiğimizde ise bizleri anlatacak pek fazla bir şeyi olmayan iç dünya karşılıyor desek kesinlikle yeridir.


Konsol namına herhangi bir bölümün yer almadığı aracın içerisindeki en temel parça hologram teknolojisi. Yapay zeka destekli asistanla sanal görüntüleri kullanıcıların karşısına çıkartan bu teknoloji sesli ve görsel komutlarla kontrol edilebiliyor. Bu teknolojiyle birlikte günümüzdeki multiemdya ekranların bir anlamda artık yansıma yoluyla karşımıza çıkacağını da söyleyebiliriz. Ek olarak Relaks, Aktif ve Aile gibi sürüş modlarının tercih edilebildiği konseptte, tercih edilen seçeneğe göre araç içerisindeki ambiyans da değişiyor. Örneğin kullanıcı Relaks modda yola devam etmek isterse araç içerisinde sakinleştirici müzik otomatik olarak devreye girerken iç aydınlatma da sıcak renklere bürünüyor. Son olarak içeride sunulan yapay zeka destekli asistanın, öğrenebilir yapısı sayesinde kullanıcısının koltuk pozisyonu başta olmak üzere gideceği yol ve günlük aktivitelerini koordine edebileceğini de belirtmeden geçmeyelim.

Motor

Volkswagen’in iki adet elektrik motorunu ve 111 kWh‘lık lityum-iyon batarya paketiyle bir araya getirdiği I.D. Vizzion’un teknik değerleri kesinlikle uzun yol koşullarına cevap verebilecek seviyede. 101 ve 201 beygirlik güç üreten motorların bir araya gelmesiyle toplamda 302 beygirlik güce sahip olduğunu öğrendiğimiz araç 0’dan 100’e hızlanmasını 6,3 saniyede tamamlarken, maksimumda 180 km/s hıza erişebiliyor. Dört tekerlekten çekişli altyapı üzerine kurulan I.D. Vizzion menzil kısmında ise tek seferde 664 kilometrelik bir değer vadediyor. Hızlı şarj teknolojisi sayesinde 15-20 dakikalık şarj ile yüzde 80 civarında doluluğa da erişebileceğini tahmin ettiğimiz bu konsept, geleceğin ve değişimin artık hiç olmadığı kadar yakın olduğunu hissettiriyor.