reklamı kapat Advertisement

POPÜLER

Westworld 2. sezon

Westworld 2. sezon 6. bölüm “Phase Space” incelemesi

Westworld 2. sezonun ikinci yarısına geçişini gerçekleştirdi. Sezon başından bu yana umudumuzu kaybetmeden beklediğimiz sahne de nihayet bizi karşıladı.

Advertisement

Westworld incelemelerimizi birinci sezondan bu yana takip ediyorsanız bu bölümün bizim için ayrı bir yanı olduğunu fark etmişsinizdir. İlk sezonda övmelere doyamadığımız Anthony Hopkins’in canlandırdığı Robert Ford karakterinin ölümü bizi derinden sarsmıştı. Çünkü ne Hopkins’e ne de Ford’a veda etmeye hazır değildik. Hal böyle olunca Hopkins’in bir kez daha Ford ceketini giyerek sahneye çıkacağı bölümü düşlerken bulduk kendimizi. Hatta teorilerimizi şekillendirirken bu umut bizi fazlasıyla etkiledi. Çünkü Ford’un gittiğine açık bir şekilde inanmak istemiyorduk. Teorileri de bunun etrafına dizme eğilimimiz buradan doğuyordu. Dizinin başında ise orada burada “sesiyle” ya da cümleleriyle bize dahil olan Ford nihayet bu bölüm karşımıza çıkınca ister istemez heyecanlandık. Üstelik bizim için çok afilli bir giriş yapmıştı. Ancak tüm bu heyecanı birkaç dakikalığına kenara bırakalım ve gelin biraz bölümü tartışalım.

Öncelikle bölümün ismiyle başlayalım. Çünkü küçük bir tanımlama yaptığımızda bölümün isminin neden bu olduğunu hemen anlayacaksınız. En temel ve basit haliyle bir sistemin tüm olasılıklarını barındıran uzaya faz uzayı deniyor. Peki bu tanım dizimizi nerede yakalıyor? Cradle’da yani Kafes’te. Bölümün sonunda Robert Ford’un bulunduğu yerde. Westworld dünyasının tüm olasılıklarının yer aldığı yer yani. Ford’un Matrix’i dizimizin faz uzayı anlayacağınız. Bu sebeple bölüm aslında en başından “Ben buradayım” diye bağırıyor. Ford ve Bernard’ın gözlerimizin Keanu Reeves’i aradığı buluşmasına geçeceğiz, ama aradan diğer hikayeleri bir çıkaralım.

Maeve’in yolculuğu

Maeve’in artık 3. gözünü açmışçasına sessiz emirleriyle karşılandığımız bu bölümde Japonya defterini de tamamen kapattık sanıyoruz. Akane’nin Sakura’nın kalbini alarak onu kızın evine götürme arzusu, bir önceki bölümde gördüğümüz savaşçıların lideri Tanaka ile yarıda kesiliyor. Musashi’nin düello teklifine karşında Maeve’e Musashi’ye yardım etmesini söyleyen Akane ise ilginç bir cevapla karşılaşıyor. Maeve karakterin sonu ölüm olsa dahi kendi kaderini yazması gerektiğini söylüyor. Yani Musashi’ye özgür iradesiyle savaşma şansı tanıyor. Bu sekansın sonunda Seppuku’ya şahit oluyoruz. Rakibini yenen Musashi onun Seppuku yapmasına imkan tanıyor.

Bir ölüm ritüeli olan Seppuku, harakiri’yi de bünyesine katanlardan. Samurayların düşman eline düşmektense onur içinde ölmek için yaptıkları bir intihar şekli de diyebiliriz. Ancak farklı türleri de bulunuyor. Örneğin ciddi suçlar işemiş bir samuray için bir cezalandırma şekli olarak da uygulanabiliyor ya da kendilerine utanç getirdiği için samuraylar tarafından yapılabiliyor. Musashi’ye karşı yenilen Tanaka da Seppuku gerçekleştiriyor. En yaygın Seppuku’lardan birini gerçekleştiren Tanaka ve Musashi’nin seromonisi ise şu şekilde ilerliyor. Tanaka karnını yardıktan sonra boynunu kesmesi için uzatıyor. Bu noktada dikkat çeken detay Musashi’nin Tanaka’nın kafasını tamamen kesmesi. Söz konusu eylem onuru korumak için yapılıyorsa kafasının tamamen kesilmemesi gerekiyor. Ancak Musashi kafasını tamamen keserek Tanaka’yı cezalandırıyor.

Bu heyecan verici dövüşün ardından ekibimiz ulaşmak istedikleri noktaya ulaşarak Shogun World’ü terk ediyor. Ancak Akane ve Musashi onlarla gitmeyi reddediyor. Akane, Maeve’in ısrarları karşısında karaktere Musashi’nin düellosundan önceki cümleleri hatırlatarak kendi iradesiyle orada kalmak istediğini vurguluyor. Konu özgürlük oldu mu Delos’ta Maeve’den daha hassas bir karakter yoktur diye düşünüyoruz.

Kızına kavuşan anne

Bu noktada Maeve nihayet 15. sektöre yani kızının olduğu bölüme ulaşıyor. Bu bölgeye çıkış için kullanılan mezar teması da hoş bir sembolizm yaratmış. Daha önce bu bölgede öldürülerek bölgeden alınan Maeve’in adeta “dirilip” kızı için gelmesi hoş bir nüans olarak yansıyor.

Açıkçası karakterimizin kızıyla bu kadar çabuk buluşmasını beklememiştik, belki 7 ya da 8. bölümde olmasını düşünüyorduk. Ancak kızının yanına giderken insanlar da dahil olmak üzere yanına kimseyi almayan Maeve, daha önce düşünmemiş olmasına hala inanamadığımız bir şaşkınlık yaşadı. Kızın başka bir annesi bulunuyordu. Bunun da temel sebebi elbette parkın işleyişinde yatıyor. Yani Maeve’i oradan aldılar ama hikayeyi bozmadılar. Bu yüzden yerine yeni bir anne host yerleştirilerek hikaye gidişatı çözüldü.

Maeve’in önceki hikayesine ilişkin ise çok az şey biliyoruz. Bildiklerimizden biri de anne kızın yerlilerin saldırısına uğramış olması. Bu durum bir süredir kafamızı kurcalıyor çünkü “sakin bir bölge” olduğu belirtilen yerde neden savunmasız anne-kız saldırıya uğruyor? Nitekim yeni hikayede de bir değişiklik yok, hatta karakterimiz daha ayağının tozuyla yerli hikayesinin ortasına düşüyor. Ancak bu noktanın başında ve sonunda ilginç iki şey oluyor.

Yerlilerin saldırısı

Birincisi kızın oynadığı bebeği için “Kötü adam tarafından kaçırılmasını istemiyorum” demesi. Kendi hikayesinin dışına çıkmamış gibi görünen kız geçmişindeki olayı hatırlıyor mu? Buradaki kötü adam Siyahlı Adam yani William olabilir mi? Hatırlarsanız Maeve sık sık William’la ilgili anısından sahneler hatırlıyordu. Buralar çok net değil. Çünkü 2 sezondur Maeve’in travmasını tam olarak asla göremedik. İkincisi ise yerlilerden biri olan Akecheta’nın Maeve’e “Bizimle gel, aynı yolda ilerliyoruz.” demesi. Bu noktada artık zaten Maeve’in kızı alması ve buraya ulaşması konusunda “kod yardımı” aldığına neredeyse ikna olduk gibi. Böyle bir kesişmenin tesadüf olacağını düşünemiyoruz. Maeve elbette ilk etapta kabul etmedi ve silahlı arkadaşları gelince de işler karıştı.

Üstelik yerlilerin saldırısına uğrayan tek kişi Maeve de değildi. Wiliam ve ekibi de yerliler tarafından kovalandı. Bu noktada yerlilerin hikayeyi nereye götüreceğini daha da merak eder olduk açıkçası. İki karakterin ortak geçmişini de göze alınca hayli farklı geldi bu durum.

Maeve’in bu bölümlük hikayesi ise Sizemore’un geçtiğimiz bölüm çaldığı telsizle yardım istemesiyle sonlandı. Lutz ve Sylvester’dan ise sadece Sylvester, kaçmak için Sizemore’la kaldı. Ancak buna şaşırmadık. Çünkü Lutz geçtiğimiz sezon da robotların tarafına yakın bir tutum sergiliyordu. Sizemore’un Maeve’e ihanet etmeden sadece kendi yakasını kurtarması da dikkatlerden kaçmadı. Karakterimizin itici kişiliği bu sezon törpülenmiş gibi. Tabii kurtulmaları durumunda tüm bu çılgınlığın raporunu vermeyeceğinin hala garantisi yok.

Teddy öldü, yaşasın yeni Teddy

Bu bölüm Teddy’i canlandıran James Marsden’ın beklentilerimizi aşan oyunculuğuna şahit olduk. Önceki bölüm var olan hafızası ve karakterini sıfırlamadan Teddy’i acımasız birine dönüştüren Dolores yeni Teddy’sine kavuştu. Dolores’in piyano çaldığı Mariposa’ya sabırsızlıkla giren Teddy’nin yeni haliyle de böylelikle karşılaştık. Dolores ise bölüm boyunca pek çok kez Teddy’i tabiri caizse “yokladı.” Ancak Teddy’de fark ettiğimiz ilk şey bol ironili tavrı oldu.

Eski Teddy’nin zayıf olduğunu söyleyen karakterimiz “Onu düzelttin” derken ne sesinde ne de yüzünde bir minnettarlık olmadığı anlaşılıyor. Teddy’nin Dolores’i artık eskisi gibi sevmediğini düşünüyoruz. Özellikle cümleleriyle tüm olanları hatırlayan Teddy, trende bir kez daha Dolores’in kendisini düzelttiğini söylerkense neredeyse sitemkar bir tavır içinde. Gizli gizli biriken bir öfkeyi doğru anda kullanmak için yutuyor sanki.

Bunun karşısında Dolores’in ifadesi ise pek de kendinden emin görünmüyor. Yarattığı yeni Teddy’e karşı duygularının karışık olduğu anlaşılıyor. Teddy’nin tehlikeli tavırları ise bunun üstüne tuz biber oluyor. Sorgu tamamlanmadan ve Dolores emir vermeden sorgulanan adamı vurması gibi. Dolores şu an kendi için en önemli şeyin, babası Peter Abernathy’nin peşine düşmüşken bilgi kaynağını izinsiz yok etmek, otokrasi liderine yapılmaması gerekenlerden. Ancak dediğimiz gibi Teddy gemileri yakmış durumda zaten.

Teddy ile ilgili en ilginç detay ise diğer çalışana merhamet belirtisi göstermiş olması. Mesa’ya girişi bilmeyen robotlar Mesa’nın parka çıkışını kendilerine kapı yapmaya karar veriyor ve trenden tam performans alabilmek için onu hafifleterek tam gaz harekete geçiyor. Bu durumda kalan son insana bir altıpatlar ve bir mermi veren Teddy, yeni karakterine rağmen kendince merhametli davranıyor. Bu da bize altta hala iyi Teddy’nin çırpındığı izlenimini yaratıyor.

Hale’in çuvallaması

Abernathy’i yakalayan Hale’in bu bölümde adamın kafasındaki bilgileri kontrol etmediğini de hatırlatmadan geçmek istemedik. Çünkü hatırlarsanız bu bilgileri Abernathy kaçırılmadan Bernard tek kullanımlık şifre ile çok büyük ihtimalle kendine yüklemişti. Bu noktada Abernathy aslında şu an boş bir beden ve kurtarma ekibi bunu anladığında pek hoş olmayacak.

Ancak, anlayacak zamanları olmayacağına neredeyse eminiz. Çünkü Dolores’in treni daha kurtarma ekibi sistemle uğraşırken Mesa’ya çarptı. Bu da iki hafta sonra Hale’in hala neden Abernathy’i aradığını açıklıyor. Çünkü daha onlar kontrol edemeden ya da verileri alamadan Dolores babasını kaçırdı. Bu görevin iki hafta sonraki arayışın devam etmesinden dolayı Dolores açısından başarılı olacağını düşünüyoruz. Verileri hala Abernathy’de sandığı için ekip de aramaya devam ediyor. Yani bu saldırının ardından Dolores ve babası 1 hafta daha kaçmayı başaracak demektir.

William ve kızı

Bu bölüm William ve kızı arasında ilginç konuşmalara maruz kaldık. Kızının host olduğunu düşünen William bundan hayli emin görünüyordu. Emiliy’i host olmakla suçlayan karakterimizin daha sonraki konuşmaları ise bize sanki “test” gibi geldi. William kadar paranoyak bir karakterimiz olsa karşımızdakinin gerçekten kızımız olduğunu anlamak için ona sadece cevabını bizim bileceğimiz sorular sorardık. Fillerle ilgili soruya kızın verdiği cevaba çok şaşıran William’ın ifadesi konuşmanın devamında da aynı şaşkınlığı korumaya devam etti.

Emiliy ise babasını alıp gitmek için geldiğini iddia ediyordu. Raj World’ü özlediği için gittiğini söyleyen karakterimiz ise Raj World’de bir amaç için gitmişti. Hatırlarsanız elindeki defterde yer alan işaretli bölgeyi arıyordu. Yani Emiliy’nin bu konuda William’a yalan söylediğini biliyoruz. Esas soru ise neden?

Wiliam ise uzun zamandır kızından duymak istediklerini robot olup olmadığını anlayamadığı Emiliy’den duyunca ister istemez duygulanıyor. Ancak yeterince ikna olmamış olacak ki izini kaybettirip kendi yoluna devam ediyor. Bu ilginç sekanstan sonra Emiliy’nin göründüğünden fazlası olabileceğini düşünmeden edemiyoruz. Dizi ise bizi en az William kadar paranoyak etmiş durumda. Karısının kendini ilaçlarla öldürdüğünü söyleyen William’ın, geçtiğimiz bölümlerde evde bileklerini kesen birinin yanına koştuğu sahne de bu konuşmalar sırasında aklımızdan çıkmadı. Gerçek Emiliy de intihar etmiş olabilir mi? Ya da karakterimiz insansa o halde Raj World’deki gerçek amacı neydi? Bu sorular şimdilik yanıtsız.

Bernard ve Elsie

Bu bölümün esas ikilisi Bernard ve Elsie ise “kapıdan” geçerek Cradle yani Kafes’e ulaştı. Kafes bizim faz uzayımız oluyor. Aynı zamanda Westworld’ün kayıt serverları gibi düşünebilirsiniz. Cradle ismi de kapının üzerinde yer alan kapı numarasından geliyor: CR4-DL. Tüm sisteme sızan Kafes’in bunu nasıl yaptığını anlamak için ana sisteme gitmesi gereken Elsie amacına ulaşamayınca sadece robotların yapabileceği bir şey olan Kafes’e bağlanma eylemi Bernard tarafından gerçekleştiriliyor. Bu noktada da işte Matrix’e giriş yapıyoruz. Çekimin de değiştiği bu anda karakterimizin Cradle’da olduğunu çekimden anlayabiliyoruz. Bunu birazdan detaylandıracağız.

Bu anda bizi en çok heyecanlandıran şey Ford’un tazısını görmemiz oldu. O an anladık ki Ford orada. Westworld’ün tüm olasılıklarını barındıran bu faz uzayında. Zaten sezon başından beri en büyük teorimiz de Ford’un kendini bir şekilde sisteme aktarmasıydı. Bu teorimizin ilk adımının doğru olduğunu gördük. Daha önce gösterilen kırmızı renkli kontrol kutusu aracılığıyla kendini sisteme yükleyen Ford, yetkisini genişleterek hem parkı kontrol edebiliyor hem de dışarıdan gelen müdahaleleri engelleyebiliyor. Bu sayede istediği zaman William’la konuşabiliyor. Ve tam olarak bu yüzden karakterlerimizin koca bir senaryoya devam ettiğini düşünüyoruz. Daha önce de sayısız kez yazdık ancak bu Ford’un son oyunu ve herkes onu oynamaya mecbur.

Bu noktada her şey iplik söküğü gibi açıklığa kavuşuyor. Ford, Elsie’yi Bernard’a kaçırttırdı çünkü bu işlemi yapması için sadece ona güveniyordu. Bu noktaya kadar geleceklerini ise elbette biliyordu. Elsie Bernard’ı buraya getirdiğinde sisteme girmesine yine izin vermedi çünkü Bernard’ın sisteme bağlanmasını istedi. Bernard’ın çözmek için gönüllü olacağını biliyordu çünkü Bernard’ı herkesten iyi tanıyor. Zincirleme ilerleyen bu döngüde aslında hem Elsie hem de Bernard tam olarak Ford’un istediği adımları takip etti. Üstelik Elsie’nin kendi iradesi olmasına rağmen… Bunun sebebini ise teori kısmında açıklayacağım.

Gelelim açılış sahnesine. Bu sahneyi de teori kısmına sakladık çünkü burada olanları açıklarken kendi teorimizi kullanacağız. Açılış sahnesinde Dolores ve Arnold’ın konuşmasına şahit oluyoruz. Ancak birkaç dakika sonra aslında konuşanın Bernard olduğunu ve tıpkı James Delos’ta olduğu gibi tekrar, tekrar ve tekrar aynı konuşmalarla onu Arnold yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Dolores bunun bir tekrar eden bir test olduğunu açıklıyor. Bernard “Neyi test ediyorsunuz?” diye sorunca “Sadakati” diyor.

Teoriler

Şimdi gelelim teoriye. Bu noktada bizim düşüncemiz bu anın Bernard’ın Kafes’e bağlanarak gittiği anlardan biri olması. Kendi test ortamını kuran Ford burada Bernard’ı yeni bir test döngüsüne sokuyor. Çekim şeklinin sinematik olduğu bu an, çekim açısından ilerleyen dakikalardaki Ford çekimleriyle uyuşuyor. Söz konusu kodlar olduğunda gerçek dünyada geçen 1 saatin, faz uzayındaki karşılığını ise bilmiyoruz. Bernard’ın makineye 1 saatlik bağlı kalması orada on yıllara eşit olabilir. Bu da Ford’a kritik bir avantaj sağlıyor. James Delos’un üzerinde yapılan testlerle geçen onca yıl ve daha fazlası Kafes’in içinde geçen 1 yıla rahatlıkla sığdırılabilir. Bernard’ın Abernathy’de gizli olan verileri aldığını da hatırlatalım. Yani Ford tüm verilere Bernard’ın beyni sisteme bağlanınca sahip oldu. Ayrıca Dolores’in sezon boyunca daha önce hiç sesli komut vermediğini de hatırlatalım. Ancak Ford etkisindeki Kafes’te bunu rahatlıkla yapabilir.

Bu noktada teorimizi biraz “yükseltmeye” karar verdik. İlk aşamanın ardından bu kısmın biraz abartı kaçacağını kabul ediyoruz. Ancak “Ya şöyle olsaydı?” dediğimiz bir durum söz konusu. Ford, James Delos’un tamamlanamayan testlerini Kafes’te tamamlayarak, Bernard’ın bedenini kullanarak geri dönseydi? Bu teorimiz her ne kadar uçuk olsa da çok havadan uçmuyoruz merak etmeyin, hemen açıklayalım nasıl olabileceğini. Ancak önce size yeniden White Pearl (Beyaz inci) ve Red Pearl’ü (Kırmızı inci) hatırlatalım.

Dizinin her bölümünden sonra kendimizi Delos sitelerine vurduğumuzu zaten biliyorsunuz. Delos Destinations sitesinin güvenlik panelinde ismini bilmediğimiz bir güvenlik robotunun konuştuğunu anlatmıştık. Bu paneldeki robotun Kafes’teki Ford olduğunu öğrendik bu bölüm. Geçen sefer geldiğimizde White Pearl seçeneğiyle bizi Bernard’ın beynine yönlendiren sistem Red Pearl’ün de Ford olduğunu açıkladı. “Peki bu inciler nedir?” diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. O inciler, Bernard’ın da daha önceden çaldığı yuvarlak kontrol birimlerinin dizi içindeki adı. Bernard’ın beyninden çıkanın gri/beyaz renkte olduğunu görmüştük. Ford’u oluşturmak için çalınansa kırmızı renkteydi. Bernard Kafes’e girdiğinde beynindeki inci çıkarıldı. Peki ya Kafes’teki test bitince beyaz olan yerine kırmızı olan takılırsa? Bu durumda Bernard gözlerini tekrar açtığında Ford olarak uyanacaktır. Sistemin çalışma mekanizmasının çözülmesi de vücudun kırmızı inciyi reddetmeyeceği anlamına geliyor.

Bu teorideki tek boşluğumuz Maeve’in yana yakıla çocuğunu alması. Hatırlarsanız Ford’un James Delos’ta yaşanan sorunları çözmek için kısıtlı süresi olduğunu bu yüzden çocuğu beden olarak kullanmak isteyebileceğini yazmıştık. Ancak Kafes’te neredeyse sınırsız süreye ulaşan Ford’un bu sorunu çözülünce Bernard teorimiz gözümüze daha kabul edilebilir geldi diyebiliriz. Bu Bernard’ın ilk bölümdeki “Onları ben öldürdüm.” lafını da açıklar. Ford her ne kadar insanlardan intikam alsa da yarattıklarının böylesine vahşice öldürülmesi onu mutlu etmeyecektir. İlk sezonda Clementine’a kötü davrandıklarında nasıl sinirlendiğini hatırlatalım…

Maceranın sonunu ise bu yeni teoriyle beraber daha da merak ediyoruz.

TÜM İNCELEMELER