reklamı kapat

POPÜLER

Westworld 2. sezon

Westworld 2. sezon 1. bölüm “Journey Into Night” incelemesi

24 Nisan 2018

Geçtiğimiz sezon her bir bölümü ince ince işlenmiş bir şekilde karşımıza çıkan Westworld 2. sezon bölümleriyle hikayeye daha yeni başlıyor. Gece uzun, anlatacaksa çok şey var.

Westworld 2. sezon başlangıcı gerçekten kendinden beklenecek şekilde yaptı. İlk sezonda övgü toplayan karmaşık kurgusu 2. sezonda bir kez daha bizleri karşıladı. Geçen sezon finalini kaleme alırken, Dr. Robert Ford’un kurula sunduğu yeni hikaye olan Journey into Night’tan bahsetmiştik. İkinci sezonda ise şaşırtıcı olmayan şekilde ilk bölüm bizi Journey into Night ismiyle karşıladı. Aslında Ford’un bir savaş çağrısı olan Journey into Night, bize gerçekten de yeni bir hikaye sunuyor. Ancak bu sefer insanların da tam olarak dahil olduğu bir hikayeyle başbaşayız.

Dizinin derinliklerine inmeden önce daha en başta dikkatimizi çeken bir detaydan bahsedelim. Dizinin kendine hayran bırakan açılış sekansı bu sezon değişmiş. Vahşi Batı’nın isyankar atlı açılışı yerini korkutucu bizonlara bırakmış. Anne-bebek sahnesinin ise doğrudan Maeve’e bir gönderme mevcut. Öte yandan su içinde süzülen siyah şapka bize Siyahlı Adam’ı (William) anımsatırken, en sonunda da yapım aşamasındaki bir robotun suya gömüldüğünü görüyoruz. Açılış sekansına geri döneceğiz ancak daha en başından biri sayısız ipucunun beklediğini görmek mümkün.

Bernard, Bernard mı?

Geçtiğimiz sezon bildiğiniz gibi dizinin en büyük başarısı farklı zaman dilimlerini birbiri içine sokarak izleyicinin aklını karıştırıp ortaya şaşırtıcı bir hikaye sunmaktı. Bunu başarıyla gerçekleştirdiklerini söyleyebiliriz. Yeni sezon da pek farklı olmayacak gibi duruyor. Dolores ve Bernard (ya da bu durumda Arnold da olabilir) ile yaptığımız açılış dahi kafaları karıştırıyor. Burada dikkat etmemiz gereken detaylar ise karakterlerin kıyafetleri. Dolores’in eski “çiftlik kızı” mavi elbisesine dönüşü, sahnenin Arnold’la olabileceğini düşündürüyor. Öte yandan Bernard’ın küçük bir kriz geçirip arada gördüğü sahneler işleri değiştiriyor.

Ancak ilk olarak aralarında geçen diyalogdan bahsedelim. En dikkat çekici diyalog, “gerçek” tanımında gerçekleşiyor. Bernard, “Yerine yenisi konulamayan şey gerçektir.” diyor. Dolores ise bu cevabı pek dürüst bulmuyor. Haksız da sayılmaz. Burada aslında “insan”a gönderme yapan Bernard’ın Arnold yerine başarıyla geçtiği ve hatta bölümün ilerleyen anlarında Charlotte Hale’in laboratuvarındaki DNA testini kandırdığı düşünülürse, “gerçek” tanımı biraz esneklik kazanıyor. Dizinin muhtelif yerlerinde “gerçeklik” sorgusu ise devam ediyor.

Kumsal sahnesinde ise yine Bernard’ı görüyoruz. Ancak bu sefer üstündeki kıyafet bir önceki sahneden farklı. İşin ilginç yanı, gözlüksüz görmediğimiz Bernard’ın gözlüğü deniz tarafından yutulması ve karakterimizin bu sahneleri gözlüksüz devam ettirmesi. Kafası oldukça karışık olan karakterimizin neredeyse hiçbir şey hatırlamadığı da bir gerçek. Ancak kumsaldaki Bernard’da en dikkat çeken şey yeni kurul üyesiyle tanıştığında sözünü tamamlaması. Adeta bir Deja vu anına şahit olduğumuz bu sahne altında daha fazlasını barındırıyor olabilir.

Bir de bize “2 hafta önce” olarak anlatılan Ford’un katliama dönüştürdüğü tanıtım gecesi var. Burada ise yine siyah gömlekli Bernard’ı görüyoruz. Bu anıda karakterimize ait en büyük detaysa Bernard’ın aldığı kafa hasarı. Samanlıkta yaşanan bir itişme sonucu kafasından hasar alan Bernard, kritik bir arızaya yakalanıyor. Bu da karakterimizde “zaman kayması, yüzleri tanımama” gibi sorunlar yaratıyor. Bu bilgi daha sonra işimize yarayabilir. Şimdi biraz kumsal sahnesinden bahsedelim.

Dışarıdan müdahale

Dizinin kumsal sahnesiyle beraber Ford’un katliamının ardından neler olduğunu görme fırsatı ediniyoruz. Öğreniyoruz ki o gece kurulun hepsi orada değilmiş. Önemli bir kurul üyesinin gelişiyle beraber Westworld ve diğer parkların da Uzak Doğu denizinde bir adada yer aldığını öğreniyoruz. Yani olabildiğince izole bir alandayız ve muhtemelen Çin’e daha yakın sınırlar içindeyiz. Böylesine devasa bir parkın tüm bir adayı işgal etmesi ise oldukça mantıklı ve herhangi bir robot ayaklanmasında, şimdi olduğu gibi, ideal bir çözüm. Çünkü robotlara kaçış imkanı sunulmuyor gibi bir şey.

Dizinin küçük sembolleri bu noktada kendini yeni kurul üyesini tanıtırken gösteriyor. Durumun araştırılması için robotların zihnindeki veriyi görmek isteyen beyaz kurul üyesi kafa derisinin yüzülmesi için bir Kızılderili robotu seçiyor.

Robot beyinlerini ilk kez gördüğümüz bu anda verilerde Dolores beliriyor. İlginç bir şekilde karakterimiz sadece insanları değil robotları da avlıyor. Hatırlarsanız Dolores’in alt bilincinde Wyatt’ın gizlendiği geçtiğimiz sezon ortaya çıkmıştı. Karakterimiz vahşi doğasını Wyatt’tan alıyordu. Bu av sırasında, daha sonra da duyacağımız bir “Öte vadinin yeşil toprakları” cümlesini işitiyoruz. Dolores, robotların oraya gittiğini ancak her robotun oraya gelemeyeceğini belirtiyor. Bu noktada karakterlerimizin neler olduğunu çözme çabasına döneceğiz ancak biraz Dolores’ten bahsedelim.

Dolores, Wyatt ve Teddy

Bu bölüm pek çok farklı Dolores’i aynı anda gördüğümüz bölüm oldu. En başta çiftçinin masum kızı Dolores’i izlerken, Bernard’ın kriz geçirdiği sahnede daha modern kıyafetli bir Dolores gördük. Dizinin ilerleyen bölümlerinde ise Wyatt’tan gelen vahşiliği dışa vurmaktan çekinmeyen bir Dolores vardı. Karakterimizin bu kişilik bozukluğu ise onun ifadesiyle onu evrimleştirdi. 3 kurul üyesini ölmeye terk eden Dolores, “Artık oynamam gereken tek bir rol var, kendim.” diyerek işleri biraz daha dramatikleştiriyor. Bu noktada karakterimiz hem masum çifti kızı hem de Wyatt’ı aynı anda zihninde yaşayarak 3. bir karakter oluşturma çabasında gibi görünüyor. Bilinç kazandığına inanan Dolores’in yanındaki Teddy içinse işler öyle değil gibi.

Dolores her tarafı kana bularken, Teddy’nin tek bir insana dahi zarar vermediğini görüyoruz. Bu da robotların “uyanışı”nın Teddy’i etkilemediğini düşündürüyor. Hatırlarsanız Teddy ilk sezon Siyahlı Adam Dolores’i samanlığa sürüklerken onu vurmak istemiş ancak insanları vurmak kodlarında olmadığı için yapamamıştı. Çoğu yerde tereddütle yaklaşan Teddy, hala ilk sezondaki Dolores’le bir yerlere yerleşme ve uzaklaşma hikayesinde de takılı kalmış gibi. Ancak Dolores’e duyduğu aşk ve güvenle onun peşinden “bilinçsizce” sürükleniyor. Teddy bu noktada bu virüs gibi yayılan uyanıştan etkilenmeyen tek isim de değil. Hatırlarsanız Bernard’ın kafasına darbe aldığı samanlıktaki seyis çocuğun da insanlara zarar verme gibi bir derdi yoktu. Aksine yeşil vadiye gidip gitmediklerini soruyordu. Yani şu robotların gitmek için hazırlandığı yere. Bu da Bernard’ın samanlıktaki teorisini doğruluyor gibi görünüyor. Robotların kodlarına insanlar da “host” olarak gösterilince işler zıvanadan çıkıyor. Ancak her robot için bu durum geçerli değil. Bazıları özel av peşinde…

Dolores’in yarattığı ikinci katliam ise ilkinin kopyası gibi görünüyor. Ford’un sahnede öldüğü alana yaklaşırken kameraların gösterdiği o karmaşa, geçtiğimiz bölüm Wyatt’ın yarattığı katliama görsel açıdan fazla benziyor. Bu da akıllara Ford’un “Hikayeye dahil olma sırası sizde” tadındaki tanıtımını getiriyor. Ford kaçıranlar için Arnold’un planını bir kez daha sergiliyor ancak planı birazcık geliştirmeyi de ihmal etmiyor anlayacağınız.

Bernard’ın gözünden

İlk sezon Dolores’in gözünden izlediğimiz hikaye ise bu sezon Bernard’ın gözünden bir anlatım sergiliyor gibi görünüyor. Bu yüzden bu sezon kafaları karıştıracak tüm senaryo hamlelerinin kilitleri Bernard’la açılacak gibi. Geçtiğimiz sezon araştırarak edindiğimiz bilgileri ise bu sezon bize Bernard ve Hale veriyor. Hatırlarsanız geçtiğimiz sezon Peter Abernathy karakterine tüm parkın verisi yüklenmişti. Hale, Lee Sizemore’dan Abernathy’i trene bindirip gerçek dünyaya yollamasını istemişti. Ancak Sizemore dondurucu alana geldiğinde tüm robotlar kaçmıştı. Bu noktada kayıplardan biri de Abernathy. Hem de tüm park verisiyle. Hale, Abernathy ele geçirilene kadar onları kurtarmaya kimsenin gelmeyeceğini söylüyor. Ancak ilginç bir şekilde bu olaylardan “2 hafta sonra” kurtarma ekibi gelmiş oluyor. Bu noktada şüphesiz gizlenmiş bir detay bulunuyor.

Öte yandan geçtiğimiz sezon park anlaşmasında okuduğumuz, “katılımcıların DNA ve anıları şirket tarafından kaydedilmektedir” bilgisi bu sezon bize direkt veriliyor. Bu da akıllara Delos’un, yüksek mertebelerdeki insanların robot kopyalarını yapıp onların yerine gerçek dünyada koyup koymadığı sorusunu getirdi açıkçası. Hayli gizemli bir şirket olan Delos’un şüphesiz bunu yapabilecek kapasitesi var. Ford’un bunlardan haberi var mıdır, orası meçhul. Öte yandan dizinin başında “yeri doldurulamaz şey gerçektir” cümlesinin bu teoriye giden ipucu olabileceği de gözden kaçırılmamalı. Çünkü bölüm boyunca düzenli olarak gerçek insanların yerinin robotlarla doldurulabileceği vurgusu yapılıyor.

Bir diğer belirtilen detaysa, robotların aynı ağ içinde veri değişimi yapabildiği. Yani bir robotun tam yerini bulmak için tek bir robotu ele geçirmek yetiyor. Nitekim Bernard da bunu yapıyor. Bu yöntem robotlar arası virüsün nasıl yayıldığını da bir parça açıklıyor. Ancak dediğimiz gibi tüm robotlar insanları öldürmeye çalışmıyor. Esasen pek çoğu insan-robot ayrımı da yapamıyor. Bunun en iyi örneğini Maeve’in sahnesinde görüyoruz. Robota onu vurmaması gerektiğini söylemek zorunda kalıyor karakterimiz. Aynı yöntemle de Sizemore’u kurtarabiliyor. Yani robotlar tam olarak “uyanış” geçirmiyor ya da hepsi bilinç kazanmış değil. Belli başlı emirleri takip ediyorlar.

Maeve ve bulmacanın küçük parçası

Gelelim parktan çıkıp gidebilecekken geri dönen Maeve’e. Bu karakterde en dikkat çekici şey, park içindeki robot kontrollerinde adeta Ford seviyesinde olması. Maeve bir robota durması için “motor fonksiyonlarını durdur” demek zorunda kalmıyor. Ford gibi konuşarak, bambaşka cümlelerle robotları durdurabiliyor. Bu da Maeve’i teorilerde en üst noktaya koyuyor.

Hem Dolores hem de Maeve bilinç kazandıklarını düşünüyor. Ancak gerçekten kazandılar mı? Hatırlarsanız ilk sezonun başında Ford “reverie” yani hayalleri ekliyordu bazı robotlara. Belli başı anılara bağlı olan hülyalar… Tıpkı bilinçaltı gibi. Robert Ford gibi Tanrı kompleksi olan bir adamın basit bir şekilde planını “boşluğa” atacağına inanmak pek mantıklı gelmiyor. Dolores ve Maeve, bu hülyalar sayesinde bir nevi uyanışa geçiyor. Dolores labirenti tamamlayarak gerçeği buluyor. Maeve ise ilk başta rüya gibi gördüğü küçük kızını arıyor. İki karakterin gerçekten bilinç kazandığını söylemek ise şu noktada çok zor. Sanki daha büyük bir planın küçük bir senaryosu gibi.

Maeve’de bu senaryo hissi Hector ile buluştuğunda daha da kendini baskın hissettiriyor. Buluşma anı, seçtikleri cümleler, hareketleri… Sanki bir şovun küçük bir parçası gibi ilerliyor. Tıpkı Journey into Night’ın tanıtımında Teddy ve Dolores arasındaki diyalog gibi… Şimdilik bunu teoriler kısmına itelim.

William ve Ford

Dizinin en heyecan verici anlarından biriyse belki de Siyahlı Adam ve Ford’un karşılaşmasıydı. Ford çocukluğuna ait bedende Siyahlı Adam’ı karşıladı. Ancak öncesinde karakterimiz karmaşadan sağ çıkarak park içindeki evine geldi. Bir önceki sezonda görmediğimiz bu detay William’ın park saplantısını biraz daha ortaya seriyor aslında. Sandığından yeni bir şapka hatta sandıktaki son şapkayı çıkaran Siyahlı Adam son bir hikayeye hazır olduğunu vurguluyor burada. Daha sonra atıyla kendini yola verdiğinde de o heyecan verici ana tanık oluyoruz.

Ford’un çocukluk hali William’ı karşılıyor ancak sesinin derinlerinde Ford’un sesini duymak mümkün. İkili arasında geçen diyalogda Ford, William’a “şimdi benim oyunumdasın” diyor. İlk sezon labirenti tamamlayan William, Arnold’ın bilmecesini çözüyordu. Şimdi ise oyun sırası Ford’a geçmiş gibi duruyor. William’a kapıyı bulması gerektiğini söyleyen Ford, bu sezonun temasını da izleyiciyle buluşturuyor. Geçen sezon labirent ne ise bu sezon da kapı o. Bir de küçük ipucu veriyor: “Oyun bitirdiğin yerde başlar, başladığın yerde biter.” Daha sonra “Oyun seni bulacak.” diye sözlerini bitiriyor. Bunun üzerine William da Ford’u vuruyor. Ancak bu noktada Ford’a veda ettiğimizi sanmıyoruz. Zira Ford, bu oyunun sonunu bizzat görmek isteyecektir. Bu konu da bizi yine teorilere götürüyor.

Öte yandan Siyahlı Adam ve oyunun onu bulması konusunun bir noktada Maeve ile keşiseceğini düşünüyoruz. Sizemore Maeve’in aile dostu hikayesindeki hayatının fazla dramatik bittiğini vurguladı bu bölüm bir kez daha. Ona geldiğinde çok kötü durumda olduğunu belirtti. Maeve’in anılarında ise Siyahlı Adam’ın onu bıçakladığı bir an bulunuyor. Karakterlerimizin bir noktada karşılaşmamasına neredeyse imkansız gözüyle bakıyoruz.

Kurulsa Ford’dan pek şüpheleniyor gibi durmuyor. Beyninden vurulan adama acıdıkları dahi söylenebilir. Öte yandan Ford’un onların böyle düşünmesini istemesi de akla en yatkın teorilerden biri. Kimse öldürülmüş bir adamdan şüphelenmez…

Teoriler

Bölüm sonuna yaklaşırken Dolores’in Teddy’e göstermek istediği bir şey olduğunu öğreniyoruz. Anlaması gereken bir şey olduğunu söylüyor. Bernard cephesinde ise “vadinin” olduğu yere, tüm robotların toplandığı noktaya gidiyoruz. Ancak burada bizi devasa bir deniz karşılıyor. Ve denizde ölmüş sayısız robot… Bernard bu noktada “Onları ben öldürdüm, hepsini” dese de burada ne kastettiği muamma. Bu da bizi teorilere itiyor.

Akla gelen ilk açıklamalardan biri birden fazla Bernard olduğu. Kafa karıştırıcı ve karmaşık senaryo örgüsü bu şekilde daha açıklanabilir oluyor. Kumsaldaki gözlüksüz Bernard’ın kurul tarafından yaratılmış bir kopya olabileceği gibi. Nitekim kurulda sadece ziyaretçilerin değil herkesin DNA’sı bulunuyor. Bernard’ın anılarındaki karmaşıklık ve kopuklukların sebebi de bundan olabilir. Öte yandan adamın cümlelerini tamamlama anı bu diyaloğu daha önce yaşamış olabileceğini düşündürüyor. Belki de Bernard’ın zihni bir şeyleri hatırlayana kadar karakterimiz bir döngüyü takip ediyor.

Birden fazla Bernard teorisini karakterimizin bölüm başındaki krizi de destekliyor. Aynı anda hem saldırı anında silah sıkan bir Bernard hem de Hale ile kaçan bir Bernard var elimizde örneğin. Ancak kumsaldakinin kim olduğu gerçek bir soru işareti.

Bir diğer teori ise Ford’un ölmediği. Ford elbette kendi bedeninde ölmüş olabilir, ancak hatırlarsanız kendi bodrumunda yeni bir baskı alıyordu karakterimiz. Küçük çocuğa anılarının son halini yükleyerek William’la bir konuşma gerçekleştiren Ford’un parkta kendini host olarak yaratması imkansız bir teori gibi görünmüyor. Ancak bunun için fazla erken olduğunu düşünüyoruz. Öte yandan parkı bu kadar sahiplenen Ford, kendini direkt sisteme de aktarmış olabilir. Bunun için elimizde şimdilik bir kanıt bulunmuyor. Ancak tek bir gövde yerine tüm sisteme sızma fikri hoşumuza gitmedi diyemeyiz.

Birbirinden habersiz olarak “bilinçlenen” Dolores ve Maeve’inse bilinçlenme macerası belki de heveslendiğimiz gibi olmayabilir. Ford’un “benim oyunum” vurgusundan sonra tüm bunların onun kodlar içinde yaptığı ayarlamalar sonucu oluşmuş özgür bir senaryo olduğunu akla gelen teoriler arasında yer alıyor. Robotları özgür bırakmanın yolu belki de Dolores’in dediği gibi önce insanların dünyasını ele geçirmekten geçiyordur. Bunun içinse özgür olduğuna gerçekten inanan askerlere ihtiyaç var.

Öte yandan aklımızdaki en büyük soru işareti ise şu an içinde bulunduğumuz zaman çizelgesi. Bildiğimiz tek şey ise Ford’un katliamının kumsal açılışından 2 hafta önce olduğu. Bernard/Arnold – Dolores’le başlayan açılış ise zaman diliminde çok ileri bir tarihte de olabilir, geçmişten bir sahne de olabilir. Bernard’ın anılarını hatırlama çabası içinde Arnold’ın Dolores’le konuşma anlarını hatırlıyor olma ihtimali mümkün. Ancak zaman dilimini oturtmak için biraz daha bilgi gerekiyor.

Daha ilk bölümden soruları cevaplamanın ötesinde daha fazla soru yaratan Westworld 2. sezon için sayısız teori üretmek mümkün. Ancak dediğimiz gibi ilk bölümden kesin sonuçlar şimdilik zor gibi.

TÜM İNCELEMELER